EĞİTİM-İŞ AKŞEHİR: "OKUL GÜVENLİĞİNİ SAĞLAYAN YÖNETİCİ NEDEN SORUŞTURULUYOR?"
EĞİTİM-İŞ AKŞEHİR: "OKUL GÜVENLİĞİNİ SAĞLAYAN YÖNETİCİ NEDEN SORUŞTURULUYOR?"
Eğitim-İş Akşehir Temsilciliği, bir okul yöneticisi hakkında resmî görevlendirme belgesi talep ettiği gerekçesiyle disiplin soruşturması başlatıldığı iddiasına ilişkin yazılı bir basın açıklaması yayımladı. Açıklamada, eğitim yöneticilerinin önceliğinin okul güvenliğini sağlamak olması gerektiği vurgulanırken, görevini mevzuata uygun şekilde yerine getirdiği belirtilen bir yöneticinin soruşturulmasının kamu vicdanını yaraladığı ifade edildi.
Eğitim-İş Akşehir Temsilciliği Başkanı İbrahim Sarıtaş imzasıyla yapılan açıklamada, 2025-2026 eğitim öğretim yılında okul güvenliği, öğretmene yönelik şiddet ve öğrencilerin can güvenliği konusunda ciddi sorunlar yaşandığına dikkat çekildi.
Açıklamada, edinilen bilgilere göre bir okul yöneticisinin görev yaptığı okulda tanıtım amacıyla gelen görevlilerden resmî görevlendirme veya izin belgesi talep ettiği, yazılı görevlendirme ibraz edilememesi üzerine okul güvenliğinden sorumlu yönetici olarak tanıtım yapılmasına izin vermediği belirtildi.
Eğitim-İş Akşehir Temsilcilik Başkanı İbrahim Sarıtaş tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
Akşehir'de eğitimin önceliği okul güvenliği mi, yoksa görevini yapan eğitimcileri soruşturmak mı?
Türkiye'nin dört bir yanında okul güvenliği, öğretmene yönelik şiddet ve öğrencilerimizin can güvenliği tartışılırken; Akşehir'de resmî görevlendirme belgesi arayan bir okul yöneticisi hakkında disiplin soruşturması başlatılması, eğitim yönetiminde önceliklerin yeniden sorgulanmasına neden olmuştur.
2025-2026 eğitim öğretim yılı, ne yazık ki eğitimde şiddetin, okul güvenliği sorunlarının ve ihmallerin en ağır yaşandığı dönemlerden biri olarak hafızalara kazınmıştır. Öğretmenlerimiz görevleri başında şiddete uğramış, okul bahçelerinde saldırılar yaşanmış, öğrencilerimiz ise ihmaller ve güvenlik zafiyetleri nedeniyle yaşamlarını yitirmiştir.
Böylesine ağır sorunlar yaşanırken eğitim yöneticilerinden beklenen; okul güvenliğini güçlendirecek tedbirler almak, eğitim çalışanlarının mesleki huzurunu sağlamak ve çocuklarımızın güvenli eğitim hakkını korumaktır.
Ne var ki Akşehir'de yaşanan son olay, eğitim yönetiminin önceliklerini yeniden tartışmaya açmıştır.
Edindiğimiz bilgilere göre, bir okul yöneticisi; görev yaptığı okulda tanıtım amacıyla gelen görevlilerden resmî görevlendirme veya izin belgesi talep etmiş, herhangi bir yazılı görevlendirme ya da resmî izin belgesi ibraz edilememesi üzerine, okul güvenliğinden sorumlu yönetici sıfatıyla tanıtım yapılmasına izin vermemiştir.
Daha sonra okul müdürü aracılığıyla İlçe Millî Eğitim Müdürünün tanıtımın yapılabileceği yönündeki sözlü değerlendirmesi ilgili yöneticiye iletilmiş; ancak okul yöneticisi, yazılı bir görevlendirme bulunmadığı gerekçesiyle ilk değerlendirmesini değiştirmemiştir.
Yaşanan olayın ardından ilgili okul yöneticisi hakkında disiplin soruşturması başlatılmıştır.
Bugün kamuoyunun cevap beklediği soru açıktır:
Okul güvenliğinden sorumlu bir eğitim yöneticisinin, görev yaptığı okulda resmî görevlendirme veya yazılı izin belgesi araması disiplin soruşturmasının konusu olabilir mi?
Kamu görevlileri görevlerini kişilere göre değil, hukuk kurallarına ve mevzuata göre yerine getirmekle yükümlüdür. Yazılı görevlendirme aramak; keyfî bir tutum değil, kamu yönetiminin temel ilkelerinden biri olan hukuki güvenlik ilkesinin doğal sonucudur.
Bizim itirazımız, görevini mevzuata uygun şekilde yerine getirdiğini düşündüğümüz bir eğitim yöneticisinin disiplin soruşturmasıyla karşı karşıya bırakılmasıdır.
Üstelik bugün eğitim sistemimizin gerçek gündemi bellidir. Okul güvenliği, öğretmene yönelik şiddetin önlenmesi, öğrencilerimizin güvenli eğitim hakkı, eğitimde fırsat eşitliği ve kamusal eğitimin güçlendirilmesi acil çözüm bekleyen sorunlardır.
Okullarımızda öğretmenlerin ve öğrencilerin can güvenliğini sağlamaya yönelik somut adımlar beklenirken, resmî görevlendirme belgesi sorgulayan bir okul yöneticisinin soruşturulması, eğitim yönetiminin önceliğinin gerçekten ne olduğunu göstermiyor mu?
Eğitim-İş olarak inanıyoruz ki eğitim kurumlarında alınan idari kararların tek dayanağı hukuk, liyakat ve kamu yararı olmalıdır. Sendikal aidiyetler, kişisel ilişkiler ya da farklı güç odaklarının eğitim yönetimi üzerinde etkili olduğu yönünde oluşabilecek her türlü algı, çalışma barışını zedeler, eğitim ortamına zarar verir ve kamu vicdanını yaralar.
Bu nedenle eğitim yöneticilerinin enerjisinin eğitim çalışanlarını soruşturmaya değil; okullarımızı daha güvenli, daha huzurlu ve daha nitelikli eğitim ortamlarına dönüştürmeye harcanmasını bekliyoruz.
Eğitim-İş olarak, haksızlığa uğrayan eğitim emekçisinin hangi sendikaya üye olduğuna bakmayız. Bizim için belirleyici olan; hukukun üstünlüğü, adalet, liyakat ve kamu yararıdır. Üyemiz olsun ya da olmasın, hukuksuzluğa uğradığını düşündüğümüz her eğitim emekçisinin yanında olmaya devam edeceğiz.
Bugün savunduğumuz şey yalnızca bir okul yöneticisi değildir.
Savunduğumuz; hukuk devletidir, okul güvenliğidir, kamu görevlisinin mevzuata uygun hareket edebilme güvencesidir.
Eğer okul güvenliğini sağlamak amacıyla resmî görevlendirme belgesi soran eğitim yöneticileri soruşturulacaksa, yarın hiçbir yönetici görevini bağımsız, tarafsız ve hukuka uygun şekilde yerine getirme cesaretini gösteremeyecektir.
Görevini hukuka uygun şekilde yapan hiçbir eğitim emekçisi yalnız değildir.
Eğitim-İş Akşehir Temsilciliği olarak; hukukun, okul güvenliğinin ve eğitim emekçilerinin mesleki güvencesinin sonuna kadar savunucusu olmaya, bu sürecin de sonuna kadar takipçisi olmaya devam edeceğiz.
Çünkü biliyoruz ki eğitim; kişisel hesaplaşmaların, güç mücadelelerinin ve sendikal çekişmelerin değil, hukukun, adaletin ve çocuklarımızın geleceğinin ortak adıdır.
Kamuoyuna saygıyla duyururuz.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.




