Ramazan SARI
Köşe Yazarı
Ramazan SARI
 

ERGENLERİ UNUTMAYALIM..!

Her anne ve babanın tek arzusu ve umudu illaki bir evlat sahibi olmaktır. Onu büyütüp en güzel okullarda okutmak meslek sahibi yapmaktan başka düşünceleri yoktur. Erkek veya kız çocuğu fark etmez, ailenin ekonomik durumuna göre çocukların sayısı değişecektir. Okul çağına gelenler 'hadi bakalım hayırlısı rabbim yolunu bahtını açık etsin inşallah' diyerek önce okul öncesi ile başlayarak eğitim ve öğretim camiasının içine karışıp gidiyor. Daha sonra ilk, orta ve lise aşamasına kadar zaman o kadar hızlı ve çabuk geçiyor olmalı ki evde kendisine güven gelmiş, anne ve baba arasındaki güncel fikir paylaşımlara müdahil olacak kadar büyümüş oluveriyorlar. Asıl mesele ergen çağındaki bu çocuklarımıza bırakın her günümüzü acaba haftada bir gün takip ve kontrol etmek için 'elimden geldiği kadar zaman ayırıyorum' diyen kaç aile çıkar ki..? Her ailede ön yargılı olma ve şöyle birazda abartma katarak kasıla kasıla 'benim oğlum veya benim kızım çok çalışkan, tertipli ve düzenlidir. Bizi üzmez bir dediğimiz iki etmez' takıntı hastalığı vardır. Gerçekten çok güvendiğimiz, canımız ciğerimiz dediklerimizin ne kadar güvenilir arkadaş çevresi var acaba..? Her yanlış ve umutlarımızın bittiği kırılma noktası tamda işte ergenlik dediğimiz bu dönemde başlayan yanlış alışkanlık, adeta bir virüs gibi sinsice bulaşıyor. Her şeyin başı "özenti ve takıntı" aile içerisine kadar bulaşıp, geleceğimiz dediklerimizi elimizden bir bir alıp gidiyor. Her ne kadar eğitim şart diyorsak bir o kadar da "ergenlerimiz için takip ve gözetim" şart diyoruz.
Ekleme Tarihi: 05 Ekim 2026 -Pazartesi
Ramazan SARI

ERGENLERİ UNUTMAYALIM..!

Her anne ve babanın tek arzusu ve umudu illaki bir evlat sahibi olmaktır.

Onu büyütüp en güzel okullarda okutmak meslek sahibi yapmaktan başka düşünceleri yoktur.

Erkek veya kız çocuğu fark etmez, ailenin ekonomik durumuna göre çocukların sayısı değişecektir.

Okul çağına gelenler 'hadi bakalım hayırlısı rabbim yolunu bahtını açık etsin inşallah' diyerek önce okul öncesi ile başlayarak eğitim ve öğretim camiasının içine karışıp gidiyor.

Daha sonra ilk, orta ve lise aşamasına kadar zaman o kadar hızlı ve çabuk geçiyor olmalı ki evde kendisine güven gelmiş, anne ve baba arasındaki güncel fikir paylaşımlara müdahil olacak kadar büyümüş oluveriyorlar.

Asıl mesele ergen çağındaki bu çocuklarımıza bırakın her günümüzü acaba haftada bir gün takip ve kontrol etmek için 'elimden geldiği kadar zaman ayırıyorum' diyen kaç aile çıkar ki..?

Her ailede ön yargılı olma ve şöyle birazda abartma katarak kasıla kasıla 'benim oğlum veya benim kızım çok çalışkan, tertipli ve düzenlidir. Bizi üzmez bir dediğimiz iki etmez' takıntı hastalığı vardır.

Gerçekten çok güvendiğimiz, canımız ciğerimiz dediklerimizin ne kadar güvenilir arkadaş çevresi var acaba..? Her yanlış ve umutlarımızın bittiği kırılma noktası tamda işte ergenlik dediğimiz bu dönemde başlayan yanlış alışkanlık, adeta bir virüs gibi sinsice bulaşıyor.

Her şeyin başı "özenti ve takıntı" aile içerisine kadar bulaşıp, geleceğimiz dediklerimizi elimizden bir bir alıp gidiyor.

Her ne kadar eğitim şart diyorsak bir o kadar da "ergenlerimiz için takip ve gözetim" şart diyoruz.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberpoligon.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.