Ramazan ayı, herhangi bir zaman diliminin sıradan bir parçası değildir. Her Müslüman’ın inancına göre yerine getirmekle mükellef olduğu oruç ibadeti, ona değer ve güzellik katar.
Oruç, insanlık için mükemmel bir iletişim ve güçlü ilişkiler kurma vesilesi olsa da aslında ferdi bir ibadettir. En güzel yanı ise riyaya asla yüz vermeyişidir.
Yıllardır —elde her türlü elektronik ve dijital imkân varken— sabah tan yerinin ağarmasıyla başlayan imsak ve sahur, güneş batımı sonrası açılan iftar vakitleri; özellikle orucun sıhhati konusunda yaşanan tartışmaların orucun önemini ve değerini zedelediğini düşünür; bu tartışmalara asla girmem.
Müslümanların mutluluk ve neşelerini paylaşıp aralarında ikramda bulunduğu Ramazan ayını, İslam’la hiçbir ilgisi olmayan oyun eğlence anlayışlarıyla yaşama ve yaşatma çabaları ayrı bir garabettir. Bu hâl, orucun özüne hep zarar vere gelmiştir. Zira her ibadette olduğu gibi oruç da iman, ihlâs, Kur’an ve sünnet temelleri üzerine inşa edilmiştir.
Bu ayda, asıl olan yaratılışta insana bahşedilen iyiyi kötüyü ayırt etme yeteneğinin yeniden harekete geçirilmesidir.
Ramazan, hayır ve güzelliğin sağanak sağanak yeryüzüne indiği zamandır. Kendini özleyen gönülleri sımsıcak sararak dalga dalga kuşatır.
Ramazan; rahmettir, huzurdur, saadettir, yenilenmedir, yücelmedir ve en önemlisi aftır. Hem fert hem toplum olarak; hatta inanlar ve bütün insanlık olarak hüzünlerin, ıstırapların çevremizde kol gezdiği bir zamanda, tahribatlara karşı eşsiz bir tamirattır.
İnsanlığın müşterek tecrübesi ve Hz. Peygamber’in rehberliğiyle insanların izzetini ve şerefini yükseltmeye teşvik eden bu ay, ona sahip çıkmak için büyük bir fırsattır.
Ne kadar göz ardı etsek, ne kadar bigâne kalsak da iman ve salih amelle sabrın ve şükrün zirvesine ulaştıran bu ibadet, Müslüman’ı bir yandan Allah’a karşı ahlâklı bir kul olmaya çağırırken öte yandan insanlara, hayvanlara ve çevreye karşı ahlaki sorumluluklarını hatırlatır.
Kim ne düşünür, ne der bilmem; ancak benim bildiğim bir şey vardır o da; Ramazanın, samimiyet ve gayret istemesidir. Onun ne açlığa ne de tokluğa ihtiyacı vardır; hele hele lüks ve israfa asla itibar etmez.
Cimrilikten, yapılan iyiliği başa kakmaktan; kibir, haset, israf, yalan, riya, suizan, gıybet, ifsat, iftira, zina, içki ve kumar gibi belalardan uzak durarak tertemiz bir sayfa açabilmenin imkânını sunar insanlığa.
İyilerle dost olmayı, iyilikte yardımlaşmayı, kötülüklere topyekûn karşı durmayı fısıldar kulağımıza. Maddi yardımda bulunmanın, iffeti korumanın, emanete riayet etmenin; adalet, insaf, merhamet ve vicdan sahibi olmanın yolunu gösterir “Ben inandım!” diyenlerden.
Herhalde, “Ey iman edenler, yeniden iman ediniz!” sırrı, burada gizli olsa gerektir.
Evimize, ocağımıza, obamıza ve otağımıza hayır ve huzur getirsin Ramazan. Bu manevi iklimde gönül hoşluğuyla tuttuğumuz oruçlarınız mübarek ve makbul olsun.
