AKŞEHİR’DE SENDİKALARDAN ORTAK TEPKİ: ARTIK YETER! ÖLMEK, ÖLDÜRÜLMEK İSTEMİYORUZ!
AKŞEHİR’DE SENDİKALARDAN ORTAK TEPKİ: ARTIK YETER! ÖLMEK, ÖLDÜRÜLMEK İSTEMİYORUZ!
Akşehir’de dört eğitim sendikası, eğitimde artan şiddet olaylarına dikkat çekmek amacıyla ortak bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir lisede yaşanan silahlı saldırı nedeniyle yapılan basın açıklamasında ‘Artık Yeter! Ölmek, Öldürülmek İstemiyoruz’ tepkisi dile getirildi.
Akşehir Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirilen basın açıklamasına Akşehir Belediye Başkan Yardımcısı Cevat Nuri Bozoğlu, CHP Akşehir İlçe Başkanı Sevim Uzun, İYİ Parti İlçe Başkanı Aslan Keskin, Gelecek Partisi Akşehir İlçe Başkanı Fatih Köle, Anahtar Parti Akşehir İlçe Başkanı Serdar Aytaç, Eğitim-İş, Eğitim-Sen, Hürriyetçi Eğitim Sen, Eğitim Gücü Sen Akşehir temsilcilik başkanları ve çok sayıda öğretmen katıldı.
Ortak Basın açıklamasını Hürriyetçi Eğitim Sen adına Abdullah Koç, Eğitim-İş adına İbrahim Sarıtaş, Eğitim Sen adına Hakan Güneş, Eğitim Gücü Sen adına Candan Çevikoğlu yaptı.
Yapılan ortak basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:
Bugün burada hesap sormak için bulunuyoruz. Çünkü okullar kan gölüne dönüyor, ama sorumlular hâlâ izlemekle yetiniyor!
Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir lisede yaşanan silahlı saldırı; ne bir kaza ne de münferit bir olaydır. Bu saldırı, eğitimin ve öğretmenin yıllardır sistemli biçimde değersizleştirildiğinin, gençliğin geleceksizleştirildiğinin ve okulların bile isteye sahipsiz bırakıldığının açık ilanıdır.
Bugün eğitim, çocuklarımıza umut vermiyor.
Bugün eğitim, gençlerimize gelecek kurdurmuyor.
Gençlerimiz hayal kuramıyor, yarına inanamıyor.
Çünkü bu sistem, onları hayata değil; çaresizliğe, öfkeye ve çıkışsızlığa sürüklüyor.
Ve işte o öfke, o umutsuzluk, bugün okul koridorlarında silah sesi olarak yankılanıyor!
Buradan soruyoruz:
En güvenli olması gereken yerler olan okullar nasıl oldu da en güvensiz alanlara dönüştü?
Bilimin, aklın, aydınlanmanın mekânı olması gereken okullar, nasıl oldu da çocukların camdan atlayarak canını kurtarmaya çalıştığı yerlere dönüştü?
Bu bir çöküştür!
Bu, eğitimde güvenlik politikasının iflasıdır!
Bu, öğretmeni yalnız bırakan, okulu kaderine terk eden anlayışın eseridir!
10 öğrenci, 4 öğretmen, 1 kantinci ve 1 polis memurunun yaralandığı, çocukların panikle camlardan atladığı bu saldırı artık “münferit” denilerek geçiştirilemez. Okullar eğitim yuvası olmaktan çıkmış, şiddetin kol gezdiği alanlara dönmüştür.
Biz eğitimciler olarak yıllardır uyarıyoruz!
Daha kısa süre önce öğretmenimiz Fatma Nur Çelik katledildiğinde söyledik:
“Okullarda şiddet artıyor, önlem alınmazsa daha ağır sonuçlar yaşanacak!”
Peki ne yaptınız?
Hiçbir şey!
Ne ciddi bir güvenlik politikası oluşturuldu,
Ne rehberlik ve psikolojik destek güçlendirildi,
Ne de eğitim emekçileri korunabildi!
Bugün öğretmenler ders anlatırken can güvenliğini düşünüyor.
Bugün öğrenciler okula giderken sağ salim eve dönebilecek mi diye hesap yapıyor.
Bu tabloyu yaratanlar bellidir!
Eğitimi bilimsellikten, laiklikten ve kamusal sorumluluktan koparanlardır.
Okulları ideolojik ve piyasacı anlayışlara teslim edenlerdir.
Sorumluluk almayanlardır!
Buradan bir kez daha açıkça uyarıyoruz:
Okullarda güvenlik bir temenni değildir, devletin asli görevidir!
Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri vitrin süsü değildir, hayati bir ihtiyaçtır!
Öğretmenin ve öğrencinin can güvenliğini sağlayamayan hiçbir yönetim bu sorumluluktan kaçamaz!
Eğer bir öğretmenin, bir öğrencinin daha saçının teline zarar gelirse, bunun siyasi ve idari sorumluları bellidir!
İşte bu yüzden buradayız!
İşte bu yüzden ARTIK YETER diyoruz!
Biz bu ülkenin eğitim emekçileri olarak yalnızca eleştirmiyoruz; çözüm üretiyoruz, yol gösteriyoruz, sorumluluk alıyoruz.
Aylar değil, yıllardır söylüyoruz: Okullarda güvenlik tesadüfe bırakılamaz!
Kadrolu güvenlik görevlisinden rehberlik hizmetlerine, psikososyal destekten sağlıklı beslenmeye kadar dile getirdiğimiz tüm talepler; sadece fiziki iyileştirme talepleri değildir.
Bunlar, öğretmenin can güvenliğini, meslek onurunu ve öğrencinin yaşam hakkını koruma mücadelesidir.
Buradan bir kez daha, altını çizerek taleplerimizi kamuoyuna ve bu Bakanlığa ilan ediyoruz:
· Okullarda revir ve sağlık görevlisi bulunmalıdır.
· Okul girişlerinde kadrolu güvenlik görevlisi görevlendirilmeli, girişlerde denetim sağlanmalıdır.
· Okullarda yeterli sayıda kadrolu temizlik personeli görevlendirilmelidir.
· Her öğrenci için ücretsiz, sağlıklı okul yemeği ve temiz içme suyu sağlanmalıdır.
· Her okula rehber öğretmen atanmalı, öğrenci sayısına göre rehber öğretmen sayısı artırılmalıdır. Rehber öğretmenlerin raporları dikkate alınmalıdır.
· Ülkemizdeki sosyal hizmetler sistemi geliştirilmeli ve okullarla sosyal hizmetler arasında ilişki kurulmalıdır.
· CİMER üzerinden öğretmenler üzerinde kurulan baskıya son verilmelidir.
· Kalabalık sınıflar azaltılmalı, yeni okul binaları ve derslikler yapılmalıdır.
· Sanat ve spor dersleri güçlendirilmeli, okul takımları ve sanat kulüpleri yaygınlaştırılmalıdır.
· Tüm okullar TSE güvenlik ve fiziki koşul standartlarına uygun hale getirilmelidir. Bu talepler lütuf değil, en temel haktır.
Bu talepler ertelenemez, görmezden gelinemez.
Bir kez daha söylüyoruz:
Okulları güvensiz bırakanlar, bu tablonun sorumluluğundan kaçamaz.
Biz buradayız, takipçisiyiz ve bu mücadeleden geri adım atmayacağız.
Gelin, ARTIK YETER diyelim!
Gelin, çocuklarımızın ve meslektaşlarımızın yaşamı için omuz omuza duralım!
Gelin, çocuklarımıza güvensiz okullar değil, umut vadeden bir gelecek bırakalım!
Gelin, eğitimi şiddetten, karanlıktan ve çaresizlikten birlikte kurtaralım!
Öğretmenler olarak buradayız!
Eğitim-İş olarak buradayız!
Eğitim-Sen olarak buradayız!
Hürriyetçi Eğitim Sen olarak buradayız!
Eğitim Gücü Sen olarak buradayız!
Susmayacağız!
Alışmayacağız!
Normalleştirmeyeceğiz!
Eğitimde şiddete karşı gerçek, somut ve acil önlemler alınana kadar mücadelemiz sürecek!
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.




