ANAHTAR PARTİ’DEN ERİK ÜRETİCİSİ İÇİN SERT ÇIKIŞ: “BÖYLE BİR HESABIN ADI EKONOMİ OLAMAZ!”
ANAHTAR PARTİ’DEN ERİK ÜRETİCİSİ İÇİN SERT ÇIKIŞ: “BÖYLE BİR HESABIN ADI EKONOMİ OLAMAZ!”
Anahtar Parti Akşehir İlçe Başkanı Serdar Aytaç, Akşehir-Sultandağı havzasındaki Birton (Mürdüm) eriği üreticilerinin yaşadığı fiyat mağduriyetine dikkat çekti. Yaklaşık 30 bin ton üretim beklenen bölgede, geçen yıl 35-40 TL seviyelerinde satılan eriğin bu yıl üreticiden yaklaşık 6 TL'ye alınmasına tepki gösteren Aytaç, “Üreticinin eline kilogram başına 2 TL bırakıp, sonra da ‘üretmeye devam et’ diyemezsiniz” dedi.
Akşehir ve Sultandağı bölgesinde yetiştirilen Birton (Mürdüm) eriğinde üreticilerin yaşadığı fiyat mağduriyeti gündeme taşındı. Anahtar Parti Akşehir İlçe Başkanı Serdar Aytaç, artan girdi maliyetleri karşısında üreticinin ürününü adeta yok pahasına satmak zorunda bırakıldığını belirterek, Tarım ve Orman Bakanlığı başta olmak üzere ilgili kurumlara çağrıda bulundu.
Akşehir-Sultandağı havzasında bu yıl yaklaşık 30 bin ton Birton eriği üretimi beklenirken, üreticiden yaklaşık 6 TL'ye alınan ürünün geçen yıl 35-40 TL seviyelerinde satıldığı ifade edildi.
Toplama maliyetinin yaklaşık 4 TL olduğunu belirten Aytaç, üreticinin kilogram başına elinde yalnızca 2 TL kaldığına dikkat çekti. Mazot, gübre, budama, ilaçlama, sulama ve diğer bahçe giderlerinin de hesaba katılması gerektiğini vurgulayan Aytaç, üreticinin sürdürülebilir şekilde üretim yapabilmesi için destek ve müdahale mekanizmalarının devreye alınmasını istedi.
Aytaç'ın konuya ilişkin açıklaması şöyle:
ÜRETİCİNİN ALIN TERİNİ 2 LİRAYA MAHKÛM EDEMEZSİNİZ!
Akşehir ile Sultandağı arasındaki bereketli topraklarda yetişen Birton ( Mürdüm ) eriğinde bu yıl yaklaşık 30 bin tonluk üretim bekleniyor.
Normal şartlarda bunun adı berekettir.
Ama bugün üreticinin gözünde bu bereket, sevince değil endişeye dönüşmüş durumda.
Geçtiğimiz yıl 35–40 TL seviyelerinde satılan Birton eriği bugün üreticiden yaklaşık 6 TL'ye alınıyor.
Rakamları yan yana koyalım:
Eriğin kilosu 6 TL.
Sadece toplama maliyeti yaklaşık 4 TL.
Üreticiye kalan: 2 TL.
Şimdi soruyorum:
85 TL'lik mazotu mu bu 2 TL karşılayacak?
2.000 TL'lik DAP gübresini mi?
2.500 TL'lik budama yevmiyesini mi?
Yoksa sezon boyunca yaklaşık beş defa yapılan ilaçlamayı mı?
Bunun sulamasını, bakımını, bahçenin diğer giderlerini hiç hesaba katmayalım mı?
Bir yıl boyunca o ağaca evladı gibi bakan çiftçinin emeğini de sıfır mı kabul edelim?
Böyle bir hesabın adı ekonomi olamaz.
Üreticinin eline kilogram başına 2 TL bırakıp, sonra da “üretmeye devam et” diyemezsiniz.
Çiftçi nasıl üretecek?
Neyle gübre alacak?
Neyle mazot alacak?
Neyle işçi çalıştıracak?
Seneye o ağaca hangi parayla bakacak?
Üstelik bu ürünün önemli bir bölümü ihraç ediliyor. Üreticiden yaklaşık 6 TL'ye alınan eriğin Irak'ta kilogramının 550–600 dinar, yani yaklaşık 18 TL civarında satıldığı ifade ediliyor.
Elbette tüccar kazanacaktır.
İhracatçı kazanacaktır.
Nakliyeci kazanacaktır.
Herkes emeğinin ve yaptığı işin karşılığını almalıdır.
Ama herkes kazanırken toprağın gerçek sahibi, bütün riski üstlenen üretici kaybediyorsa orada durup düşünmek zorundayız.
Çünkü çiftçi bu ülkenin sırtında yük değildir.
Çiftçi bu ülkenin yükünü taşıyan insandır.
Biz yıllardır kürsülerden büyüme rakamlarını, ihracat rakamlarını, ekonomik başarıları dinliyoruz.
Peki çiftçinin rakamı nerede?
Üreticinin cebinde kalan 2 TL hangi başarı tablosuna yazılıyor?
Bize uzak ülkelerin ekonomilerini anlatmadan önce Akşehir'in, Sultandağı'nın bahçesine bakalım.
Orada sabahın erken saatlerinde ağacın başına giden çiftçiye soralım:
“Bu yıl kazandın mı?”
Eğer cevabı “Hayır, maliyetimi dahi çıkaramıyorum” ise önümüzde üzerinde düşünülmesi gereken ciddi bir mesele vardır.
Buradan başta Tarım ve Orman Bakanlığı olmak üzere ilgili bütün kurumlara açıkça sesleniyorum:
Akşehir–Sultandağı havzasındaki üreticiyi yalnız bırakmayın.
Yaklaşık 30 bin tonluk ürün birkaç alıcının belirlediği fiyatlara mahkûm edilmemelidir.
Üreticinin maliyet hesabı ortaya konulmalı, piyasa ve alım zinciri yakından takip edilmeli, ihracat kanalları genişletilmeli ve gerekiyorsa üreticinin ürününü değerinde satmasını sağlayacak müdahale ve destek mekanizmaları devreye sokulmalıdır.
Çünkü mesele yalnızca bu yılın eriği değildir.
Bugün çiftçinin zarar etmesine seyirci kalırsanız yarın o çiftçi ağacına bakamaz.
Bir sonraki yıl gübresini azaltır.
Sonra ilacını azaltır.
Sonra bahçesini söker.
En sonunda üretimden çekilir.
O gün geldiğinde “Neden üretmiyoruz, neden ithal ediyoruz?” diye sormanın hiçbir anlamı kalmaz.
Çiftçiyi tarladayken koruyacaksınız.
Ürünü dalındayken koruyacaksınız.
Üreticinin üretimi bittikten sonra değil, üretici üretirken yanında olacaksınız.
Biz üreticimiz için ayrıcalık istemiyoruz.
Sadaka hiç istemiyoruz.
Bizim istediğimiz çok basit:
Alın terinin hakkı.
Bir insan bir yıl boyunca çalışıyor ve hasat sonunda ürününün kilogramından elinde 2 TL kalıyorsa burada yalnızca ekonomik değil, vicdani bir mesele de vardır.
Ben buradan yetkililere tek bir soru soracağım.
ÜRETİCİ KİLOGRAM BAŞINA KALAN 2 LİRAYLA HANGİ MASRAFINI ÖDESİN?
Bu soruya makul bir cevap verebilen varsa buyursun versin.
Veremiyorsak, o zaman bu üreticinin feryadını duymak ve gereğini yapmak zorundayız.
Çünkü bu topraklarda üretim devam edecekse çiftçi ayakta kalmak zorundadır.
Çiftçinin alın terini değersizleştirirseniz, toprağı küstürürsünüz.
Toprağı küstürürseniz, bir gün parayla dahi satın alamayacağınız şey üretim olur.
Anahtar Parti olarak Akşehir ve bölgemizde üretim yapan çiftçilerimizin haklı taleplerinin takipçisi olacağız.
Bugün Birton ( Mürdüm ) eriği üreticisinin yanında durmak siyasi bir tercih değil, emeğe ve memleketin geleceğine sahip çıkma meselesidir.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.




