Saynur OKUMUŞ
Köşe Yazarı
Saynur OKUMUŞ
 

Bayrakları Bayrak Yapan Üstündeki Kandır!

Bir bez parçası değildir bayrak. Rengiyle, gölgesiyle, dalgalanışıyla yalnızca rüzgâra tutunmaz; bir milletin hafızasına, acısına, duasına tutunur. “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır” dizesi, bir şiirden çok bir hakikatin özetidir. Çünkü o kan; cephede toprağa düşenin, siperden kalkamayanın, evladını yolcu edip dönemeyenin kanıdır. Türk bayrağı, kırmızısını bir boya kazanından almadı. O kırmızı, Malazgirt’ten Çanakkale’ye, Sakarya’dan 15 Temmuz’a kadar uzanan bir yürüyüşün rengidir. Ayı, karanlık gecelerde yolunu kaybetmeyen bir milletin umududur; yıldızı ise gökyüzüne değil, kalplere çakılıdır. Bayrağa saygı, bir protokol kuralı değildir; bir vicdan meselesidir. Onu yere düşürmemek, yalnızca fiziksel bir refleks değil, tarih bilincidir. Çünkü o bayrak, üzerine örtülen şehidin son yorganıdır; tabuta sarıldığında bir annenin gözyaşını içine çeker, bir babanın suskunluğunu taşır. Bugün bayrak direğe çekilirken marş çalıyorsa, bu bir tesadüf değildir. Marş, bayrağın sesi; bayrak, marşın gölgesidir. Biri olmadan diğeri eksik kalır. Ve ikisi birlikte, bu topraklarda “biz buradayız” demenin en gür ifadesidir. Bayrağı sevmek; slogan atmakla değil, onun uğruna verilen bedeli unutmamakla olur. Onu dalgalandıran rüzgârın arkasında, şehitlerin nefesi vardır. İşte bu yüzden bayrak, sadece gönderde değil; yürekte taşınır. Ve bu millet bilir ki: Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır!
Ekleme Tarihi: 22 Ocak 2026 -Perşembe
Saynur OKUMUŞ

Bayrakları Bayrak Yapan Üstündeki Kandır!

Bir bez parçası değildir bayrak. Rengiyle, gölgesiyle, dalgalanışıyla yalnızca rüzgâra tutunmaz; bir milletin hafızasına, acısına, duasına tutunur. “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır” dizesi, bir şiirden çok bir hakikatin özetidir. Çünkü o kan; cephede toprağa düşenin, siperden kalkamayanın, evladını yolcu edip dönemeyenin kanıdır.

Türk bayrağı, kırmızısını bir boya kazanından almadı. O kırmızı, Malazgirt’ten Çanakkale’ye, Sakarya’dan 15 Temmuz’a kadar uzanan bir yürüyüşün rengidir. Ayı, karanlık gecelerde yolunu kaybetmeyen bir milletin umududur; yıldızı ise gökyüzüne değil, kalplere çakılıdır.

Bayrağa saygı, bir protokol kuralı değildir; bir vicdan meselesidir. Onu yere düşürmemek, yalnızca fiziksel bir refleks değil, tarih bilincidir. Çünkü o bayrak, üzerine örtülen şehidin son yorganıdır; tabuta sarıldığında bir annenin gözyaşını içine çeker, bir babanın suskunluğunu taşır.

Bugün bayrak direğe çekilirken marş çalıyorsa, bu bir tesadüf değildir. Marş, bayrağın sesi; bayrak, marşın gölgesidir. Biri olmadan diğeri eksik kalır. Ve ikisi birlikte, bu topraklarda “biz buradayız” demenin en gür ifadesidir.

Bayrağı sevmek; slogan atmakla değil, onun uğruna verilen bedeli unutmamakla olur. Onu dalgalandıran rüzgârın arkasında, şehitlerin nefesi vardır. İşte bu yüzden bayrak, sadece gönderde değil; yürekte taşınır.

Ve bu millet bilir ki:
Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır,
Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır!

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberpoligon.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
dini chat giftcardmall/mygift