Saynur OKUMUŞ
Köşe Yazarı
Saynur OKUMUŞ
 

Bir Kefenlik Hakikat: Ölü Yıkayıcılar

 “Her nefis ölümü tadacaktır.” Bu cümle Kur’an’da sade bir hakikat olarak durur. Ne süs ister ne yorum. Ama biz, bu hakikati duymamak için hayatı fazlasıyla gürültülü yaşamayı seçeriz. İşte tam da bu gürültünün sustuğu yerde ölü yıkayıcılar vardır. Onlar, ölümle pazarlık yapmayan, gerçeği ertelemeyen insanlardır. Bir bedeni yıkarken aslında yaşayanlara vaaz verirler; ama kimse o vaazı dinlemek istemez. Ölü yıkayıcılar bilir: Makamlar sabunla akar, unvanlar suyla çözülür. Dünyada “bana bir şey olmaz” diyen kibir, kefenin içinde susar. Zengin–fakir, müdür–memur, güçlü–zayıf… Hepsi aynı tahta üzerinde eşitlenir. Toplum olarak ölümü sevmedik, konuşmadık, hatırlamadık. Ama ölümü unuttukça merhameti de kaybettik. Yaşarken birbirini ezen, küçümseyen, itibarsızlaştıran insanlar; ölünce “iyi bilirdik” cümlesinde eşitlendi. O cümle de çoğu zaman bir temenniden ibaret kaldı. Ölü yıkayıcılar, kul hakkının ne demek olduğunu en iyi bilenlerdir. Çünkü yıkadıkları her beden, yarım kalmış bir helalleşmenin ağırlığını taşır. Ve onlar, dilleriyle değil elleriyle dua ederler. Sessiz, gösterişsiz, reklamsız… Bugün toplumda her şey görünür olmak üzerine kurulu. İyilik bile paylaşıldığı kadar değerli. Oysa ölü yıkayıcıların yaptığı iş, sadece Allah’ın gördüğü bir iştir. Ne alkış vardır ne beğeni. Ama belki de en çok orada yazılır insanın gerçek sicili. Biz hayatı kutsadık, ama insanı ihmal ettik. Ölümü dışladık, ama ahireti unuttuk. O yüzden ölü yıkayıcılar bize ürkütücü gelir. Çünkü onlar, kaçtığımız gerçeği her gün yüzümüze tutar: Bir gün hepimiz susacağız. Ve o gün, arkamızdan söylenenler değil; yaşarken bıraktıklarımız yıkanamayacak.
Ekleme Tarihi: 29 Ocak 2026 -Perşembe
Saynur OKUMUŞ

Bir Kefenlik Hakikat: Ölü Yıkayıcılar

 “Her nefis ölümü tadacaktır.”
Bu cümle Kur’an’da sade bir hakikat olarak durur.
Ne süs ister ne yorum.
Ama biz, bu hakikati duymamak için hayatı fazlasıyla gürültülü yaşamayı seçeriz.

İşte tam da bu gürültünün sustuğu yerde ölü yıkayıcılar vardır.
Onlar, ölümle pazarlık yapmayan, gerçeği ertelemeyen insanlardır.
Bir bedeni yıkarken aslında yaşayanlara vaaz verirler;
ama kimse o vaazı dinlemek istemez.

Ölü yıkayıcılar bilir:
Makamlar sabunla akar, unvanlar suyla çözülür.
Dünyada “bana bir şey olmaz” diyen kibir, kefenin içinde susar.
Zengin–fakir, müdür–memur, güçlü–zayıf…
Hepsi aynı tahta üzerinde eşitlenir.

Toplum olarak ölümü sevmedik, konuşmadık, hatırlamadık.
Ama ölümü unuttukça merhameti de kaybettik.
Yaşarken birbirini ezen, küçümseyen, itibarsızlaştıran insanlar;
ölünce “iyi bilirdik” cümlesinde eşitlendi.
O cümle de çoğu zaman bir temenniden ibaret kaldı.

Ölü yıkayıcılar, kul hakkının ne demek olduğunu en iyi bilenlerdir.
Çünkü yıkadıkları her beden, yarım kalmış bir helalleşmenin ağırlığını taşır.
Ve onlar, dilleriyle değil elleriyle dua ederler.
Sessiz, gösterişsiz, reklamsız…

Bugün toplumda her şey görünür olmak üzerine kurulu.
İyilik bile paylaşıldığı kadar değerli.
Oysa ölü yıkayıcıların yaptığı iş, sadece Allah’ın gördüğü bir iştir.
Ne alkış vardır ne beğeni.
Ama belki de en çok orada yazılır insanın gerçek sicili.

Biz hayatı kutsadık, ama insanı ihmal ettik.
Ölümü dışladık, ama ahireti unuttuk.
O yüzden ölü yıkayıcılar bize ürkütücü gelir.
Çünkü onlar, kaçtığımız gerçeği her gün yüzümüze tutar:

Bir gün hepimiz susacağız.
Ve o gün, arkamızdan söylenenler değil;
yaşarken bıraktıklarımız yıkanamayacak.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberpoligon.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
dini chat bizim mekan cinsel chat mobil chat sohbet izmir chat sohbet islami chat islami sohbetler