CHP AKŞEHİR İLÇE BAŞKANI UZUN: BAKANIN KOLTUĞU BOŞ, ÇİFTÇİNİN DERDİ DAĞ GİBİ
CHP AKŞEHİR İLÇE BAŞKANI UZUN: BAKANIN KOLTUĞU BOŞ, ÇİFTÇİNİN DERDİ DAĞ GİBİ
Cumhuriyet Halk Partisi Akşehir İlçe başkanı Sevim Uzun, Tarımdan Sorumlu Başkan Yardımcısı Adem Baykondu ile birlikte 22. Konya Tarım Fuarı’na katıldı. Başkan Sevim Uzun fuara dair yaptığı izlenimlerde “Bakanın Koltuğu Boş, Çiftçinin Derdi Dağ Gibi” dedi.
CHP Akşehir İlçe Başkanı Sevim Uzun yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:
7-11 Nisan tarihleri arasında kapılarını açan 22. Konya Tarım Fuarı, bu yıl da sektörün kalbinin attığı yer oldu. 16 ülkeden 432 firmanın katılım sağladığı, devasa stantların kurulduğu ve teknolojinin toprakla buluştuğu bu organizasyon, aslında Türkiye’nin üretim potansiyelini bir kez daha gözler önüne serdi. Ancak fuar alanındaki o büyük ışıltının ortasında, çiftçinin gözüne çarpan çok büyük bir eksiklik vardı: Tarım ve Orman Bakanı.
Ülkenin dört bir yanından traktörünün mazotunu, tarlasının gübresini nasıl denkleştireceğini düşünen binlerce üreticinin toplandığı bu platformda, sektörün en üst makamını görememek derin bir siteme neden oldu. İnsan sormadan edemiyor: Bir Tarım Bakanı için, üretim payitahtı Konya’da binlerce çiftçiyle buluşmaktan daha öncelikli ne işi olabilir? Çiftçi, derdini anlatacağı, çözüm beklediği makamı yanında göremeyince, doğal olarak kendisini sahipsiz hissetti.
İlgi Odağı Değişti: Sencer Solakoğlu ve Halkın Heyeti
Bakanlık düzeyindeki bu boşluk, fuar alanında çok farklı bir rüzgârın esmesine zemin hazırladı. CHP Gölge Tarım ve Orman Bakanı Sencer Solakoğlu ve beraberindeki kalabalık heyet, fuarın en çok konuşulan, en çok ilgi gören isimleri oldu. Solakoğlu’na gösterilen yoğun ilgi, sadece bir siyasi tercih değil, aynı zamanda liyakate ve gerçek üreticiden gelen sese duyulan özlemin bir yansımasıydı.
Sencer Bey’in bizzat sahadan, topraktan ve hayvancılıktan gelen bir isim olması, çiftçinin "beni anlıyor" demesini sağladı. Protokol barikatları ardında değil, bizzat traktörlerin yanında, çiftçinin elini sıkarak yapılan o sohbetler, aslında tarım politikasının nasıl olması gerektiğine dair canlı bir ders gibiydi.
Fuarın Bize Söyledikleri
Konya Tarım Fuarı bize iki net tablo sundu:
Teknoloji ve Üretim Heyecanı: 432 firmanın vizyonu, çiftçimizin her şeye rağmen üretme azmi takdire şayan.
Siyasi İletişimsizlik: Çiftçinin sorunlarına kulak tıkandığı, "sahada" olunması gereken en önemli günde Ankara’nın sessiz kaldığı bir yönetim anlayışı.
Tarım, sadece istatistiklerden ve rakamlardan ibaret değildir; tarım, ter kokan bir alın teridir. Bu alın terinin en büyük buluşma noktasında bulunmamak, çiftçiye "yalnızsın" demektir. Ancak Konya’daki kalabalığın Sencer Solakoğlu ve heyetine gösterdiği o büyük teveccüh gösteriyor ki; çiftçi artık kendisine sırtını döneni de, elini uzatanı da çok iyi biliyor.
Soru şu: Bakanlık koltuğunda oturanlar bu ilgiyi gördüğünde, acaba nerede hata yaptıklarını düşünecekler mi? Yoksa boş koltuklar, boş vaatlerin gölgesinde kalmaya devam mı edecek?
Üretimin Başkentinde İthalat Gölgesi: Çiftçi Kan Ağlarken Tereyağı İtalya’dan Geliyor
Konya Tarım Fuarı’nın parıltılı ışıkları, ne yazık ki tarım sektörünün içinde bulunduğu derin karanlığı örtmeye yetmiyor. 16 ülkeden yüzlerce firmanın katıldığı bu dev organizasyonda, en çok konuşulan konu yeni teknolojiler değil, vatandaşın ve üreticinin dibe vuran alım gücüydü.
Traktör Vitrinde, Çiftçi İse Borç İçinde
Fuar alanında sergilenen o son model, devasa traktörlerin önünde bu yıl fotoğraf çektiren çok, ama fiyatını soran neredeyse yoktu. Eskiden "fuar indirimi" kovalayan çiftçi, bugün bırakın yeni traktör almayı, elindekinin mazotunu, bakımını ve kredisini düşünmekten gece uyku uyuyamaz hale gelmiş. Satıcı kan ağlıyor çünkü alıcı yok; üretici kan ağlıyor çünkü toprak artık maliyetini kurtarmıyor. Tarım makineleri sektöründeki bu durgunluk, aslında yaklaşan ekonomik fırtınanın en net habercisi.
Hayvancılık Can Çekişiyor: Ahırlar Boşalıyor
Sadece bitkisel üretim değil, hayvancılık da tarihinin en zor dönemlerinden birini geçiyor. Yem fiyatlarındaki fahiş artışlar, süt fiyatlarının maliyetin altında kalması ve desteklemelerin yetersizliği ahırların kapısına kilit vurdurdu. Besici, hayvanını kesime gönderip sektörden çekilirken, biz bu boşluğu ne yazık ki üretimle değil, ithalatla doldurmaya çalışıyoruz.
Tarım Ülkesinde İthalat İronisi: İtalya’dan Tereyağı Geldi!
Durumun vahametini özetleyen en çarpıcı gelişme ise İtalya ile yapılan 24.000 tonluk tereyağı anlaşması oldu. Bir tarım ve hayvancılık ülkesi olan Türkiye'nin, kendi üreticisini destekleyip üretimi artırmak yerine, ilk partisi ülkemize giriş yapan bu devasa ithalat kalemlerine bel bağlaması, "milli tarım" politikalarının neresinde olduğumuzu sorgulatıyor. Kendi süt üreticimiz sütünü satamazken, market raflarını İtalyan tereyağının süslemesi sadece ekonomik bir tercih değil, yerli üreticiye vurulan bir darbedir.
Sonuç: Sahipsiz Kalan Toprak, İthalata Mahkum Sofra
Konya’da Bakan’ın boş bıraktığı o koltuk, aslında çiftçinin dertlerine ne kadar uzak kalındığının somut bir simgesiydi. Sencer Solakoğlu ve beraberindeki heyetin fuarda gördüğü o yoğun teveccühün sebebi de işte tam olarak bu: Çiftçi, kendisini ithalata mahkum edenleri değil, toprağın halinden anlayanları yanında görmek istiyor.
Eğer bugün traktör satılamıyor, hayvancılık bitme noktasına geliyor ve biz dışarıdan tereyağı ithal ediyorsak; bu sadece bir ekonomik kriz değil, bir üretim krizidir. Toprağına küsen bir çiftçiyi yeniden tarlasına döndürmedikçe, ithalat gemileriyle bu değirmeni döndürmek mümkün olmayacaktır.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.




