EĞİTİM-İŞ AKŞEHİR: "MASA BAŞINDAKİ HESAP, SAHADAKİ GERÇEĞE ÇARPIYOR; MAĞDURİYETLERE KALICI ÇÖZÜM ŞART!"
EĞİTİM-İŞ AKŞEHİR: "MASA BAŞINDAKİ HESAP, SAHADAKİ GERÇEĞE ÇARPIYOR; MAĞDURİYETLERE KALICI ÇÖZÜM ŞART!"
Eğitim-İş Akşehir Temsilcilik Başkanı İbrahim Sarıtaş, resen atamalarda yaşanan "iptal-tekrar atama" kısırdöngüsüne, ilçe gruplarındaki ulaşım adaletsizliğine ve aile birliğindeki çifte standartlara tepki göstererek Bakanlığı acil çözüme davet etti.
Eğitim-İş Akşehir Temsilcilik Başkanı İbrahim Sarıtaş, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:
Eğitim-İş Akşehir Temsilciliği olarak sahada yürüttüğümüz çalışmalar ve okul ziyaretlerimizde gördüğümüz tablo nettir: Milli Eğitim Bakanlığı’nın mevcut atama ve norm politikaları, öğretmeni bir "sayıdan" ibaret gören, insani şartları ve eğitim niteliğini hiçe sayan bir çıkmaza girmiştir.
"İptal-Atama-İptal" Kısırdöngüsü Zulme Dönüştü!
Ağustos ayında yapılan resen atamaların yargıdan dönmesi sevindiricidir; ancak bu bir çözüm değildir. Ağustos’ta ataması iptal edilen bir öğretmenimiz, Ocak ayında tekrar aynı cenderenin içine itilmektedir. Mahkemenin "hukuka aykırı" bulduğu bir uygulama, birkaç ay sonra isim değiştirilerek öğretmenin önüne konulamaz! Öğretmeni her altı ayda bir "nereye sürüleceğim?" kaygısıyla yaşatmak, eğitimde huzuru yok etmektir.
Aile Birliği "Protokollere" Değil, Anayasal Güvenceye Bağlanmalıdır!
Anayasa’nın 41. maddesi "Aile, Türk toplumunun temelidir" der ve meslek ayrımı gözetmez. Tüm öğretmenlerin aile birliği, hiçbir ayrıcalıklı protokole ihtiyaç duyulmadan, Bakanlığın birincil görevi olarak güvence altına alınmalıdır.
İlçe Grupları ve Ulaşım Gerçeği
Toplu taşımanın olmadığı, 120 kilometreyi bulan mesafelerin "aynı grup" sayılarak öğretmenin özel aracına mahkûm edildiği bir sistem, eğitimde kaliteyi düşürmektedir. Motivasyonu kırılmış, günü yollarda tüketen bir öğretmenden verim beklemek hayalperestliktir.
Eğitim-İş Akşehir Olarak Somut Çözüm Önerilerimiz:
Bakanlık, mağduriyet üretmek yerine şu adımları ivedilikle atmalıdır:
• Norm Planlaması: Seçmeli dersler, norm fazlası öğretmenlerimizin branşlarına göre planlanmalı; dersler sınıf geneli yerine öğrenci dilekçeleriyle gruplandırılmalıdır.
• Sınıf Birleştirmelerine Son: Öğrenci sayısındaki azalmalar, sınıf birleştirme gerekçesi değil; sınıf mevcutlarını düşürerek eğitim kalitesini artırma fırsatı olarak görülmelidir.
• İlçe Grupları Revizyonu: Ulaşım imkânları ve gerçek mesafeler esas alınarak ilçe grupları yeniden düzenlenmelidir.
• Kalıcı Muafiyet: Resen ataması yargı yoluyla iptal edilen öğretmenler, sistemdeki hatalar düzeltilinceye kadar tekrar aynı mağduriyete mahkûm edilmemelidir.
Sonuç Olarak; Öğretmeni çaresizliğe, belirsizliğe ve aile hasretine mahkûm eden bu sistem çökmüştür. Eğitim-İş olarak; öğretmenimizin onurunu, ailesini ve çalışma huzurunu korumak için hem sahada hem de hukuk karşısında mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Yetkilileri, masa başı planlardan vazgeçip sahanın gerçeğiyle yüzleşmeye davet ediyoruz.
Öğretmeni güçlendiren, ülkesini güçlendirir!
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.




