İdris DOĞAN
Köşe Yazarı
İdris DOĞAN
 

At İzi, İt İzi

Orta Doğu, bir kez daha karanlık bir senaryonun sahnesi… ABD ve İsrail iş birliğiyle İran’a yönelik başlatılan saldırılar, sadece bölgeyi değil, zihinleri de altüst etmiş durumda. Savaşın gürültüsü yükseldikçe, hakikat daha da görünmez hâle geliyor. Ne yazık ki bu süreçte ülkemizde bazı kalemler öyle sözler ediyor ki, insan hayret etmekten kendini alamıyor. Kimin hissi, kimin nefsi, kimin hasbi olduğunu ayıt etmek her geçen gün zorlaşıyor. Elimizde niyetleri ölçebilecek bir terazimiz yok elbette. Bilgi kirli, yorumlar bulanık, kanaatler savruk… Tam anlamıyla at izinin it izine karıştığı günlerden geçiyoruz. Bugün bazı “suret-i haktan görünen” çevreler, İran’ın Şia yayılmacılığı hedefini ve Pers İmparatorluğu hayali öne sürerek ABD’nin hukuk tanımaz saldırılarını kendilerince masumane biçimde meşrulaştırmaya çalışıyor. Sanki mesele İran’ın politikalarıymış gibi gösteriliyor; asıl sorun, yani küresel zorbalık perde arkasına itiliyor. Evet, her devletin bir hayali vardır. Her milletin bir gelecek tasavvuru, her yönetimin bir hâkimiyet stratejisi bulunur. Bu hedefler, zaman zaman başka ülkeler için tehdit olarak algılanabilir ya da doğrudan tehdittir. Ancak bu durum, hukuksuzluğu ve zulmü asla makul ve meşru hale getirmez. Zira güç, haklılık anlamına gelmez. Bu toprakların mayası İslam’la yoğrulmuştur. Bu millet, tarih boyunca zalimin değil, mazlumun yanında durmuştur. Dün böyleydi, bugün de böyledir, yarın da böyle olacaktır. Çünkü bu duruş; sadece siyasi bir tercih değil, aynı zamanda insani, vicdani ve ahlâki bir sorumluluktur. Merhum Akif’in dizeleri kulaklarımızda yankılanır hep: “Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim… Adam aldırmada geç git, diyemem aldırırım Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!” İşte bu anlayış, bu vicdan, bu hassasiyet bizim karakterimizdir. Evet, 1989’dan sonraki yönetimin sicili bozuktur; başta ülkemiz olmak üzere bu coğrafyayı ciddi zararlara uğratmış, binlerce insanın hayatını kaybetmesine sebep olmuştur. Ayrıca belirtmeden geçemeyeceğim. Bu bölgede en az zarar verdiği ülkelerden biri, İsrail’dir. Unutulmamalıdır ki, İran’ın ideolojik hedefleriyle mücadele, aynı kıbleye yönelen insanların kendi arasındaki bir meseledir. Bu mesele; silahla değil, akılla; nefretle değil, hikmetle; bağırarak değil, konuşarak çözülür. Yüzyıllardır bu coğrafyada böyle olmuştur. İnancımız bir. Kaderimiz bir. İran’a yönelik saldırılar karşısında, özellikle İslam ve Türk dünyasının son derece dikkatli bir dil kullanması gerekir. Öfkeyle, hamasetle, sloganik söylemlerle konuşulan her söz, farkında olmadan emperyalist zorbaların emellerine hizmet etmek olur. Bugün yapılması gereken, tarafgir körlükten uzak durmak, küresel senaryoları doğru okumak ve vicdan pusulasını şaşırmamaktır. Aksi hâlde söylenen her yanlış söz, atılan her düşüncesiz adım; ABD’nin ve İsrail’in değirmenine su taşımaktan başka bir işe yaramaz ki, bunun bedelini yine masumlar, mazlumlar öder. Gün, mümin ferasetine sahip olma günüdür.
Ekleme Tarihi: 03 Mart 2026 -Salı
İdris DOĞAN

At İzi, İt İzi

Orta Doğu, bir kez daha karanlık bir senaryonun sahnesi…

ABD ve İsrail iş birliğiyle İran’a yönelik başlatılan saldırılar, sadece bölgeyi değil, zihinleri de altüst etmiş durumda. Savaşın gürültüsü yükseldikçe, hakikat daha da görünmez hâle geliyor.

Ne yazık ki bu süreçte ülkemizde bazı kalemler öyle sözler ediyor ki, insan hayret etmekten kendini alamıyor. Kimin hissi, kimin nefsi, kimin hasbi olduğunu ayıt etmek her geçen gün zorlaşıyor. Elimizde niyetleri ölçebilecek bir terazimiz yok elbette. Bilgi kirli, yorumlar bulanık, kanaatler savruk…

Tam anlamıyla at izinin it izine karıştığı günlerden geçiyoruz.

Bugün bazı “suret-i haktan görünen” çevreler, İran’ın Şia yayılmacılığı hedefini ve Pers İmparatorluğu hayali öne sürerek ABD’nin hukuk tanımaz saldırılarını kendilerince masumane biçimde meşrulaştırmaya çalışıyor. Sanki mesele İran’ın politikalarıymış gibi gösteriliyor; asıl sorun, yani küresel zorbalık perde arkasına itiliyor.

Evet, her devletin bir hayali vardır. Her milletin bir gelecek tasavvuru, her yönetimin bir hâkimiyet stratejisi bulunur. Bu hedefler, zaman zaman başka ülkeler için tehdit olarak algılanabilir ya da doğrudan tehdittir. Ancak bu durum, hukuksuzluğu ve zulmü asla makul ve meşru hale getirmez.

Zira güç, haklılık anlamına gelmez.

Bu toprakların mayası İslam’la yoğrulmuştur. Bu millet, tarih boyunca zalimin değil, mazlumun yanında durmuştur. Dün böyleydi, bugün de böyledir, yarın da böyle olacaktır. Çünkü bu duruş; sadece siyasi bir tercih değil, aynı zamanda insani, vicdani ve ahlâki bir sorumluluktur.

Merhum Akif’in dizeleri kulaklarımızda yankılanır hep:

“Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim

Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim…

Adam aldırmada geç git, diyemem aldırırım

Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!”

İşte bu anlayış, bu vicdan, bu hassasiyet bizim karakterimizdir.

Evet, 1989’dan sonraki yönetimin sicili bozuktur; başta ülkemiz olmak üzere bu coğrafyayı ciddi zararlara uğratmış, binlerce insanın hayatını kaybetmesine sebep olmuştur. Ayrıca belirtmeden geçemeyeceğim. Bu bölgede en az zarar verdiği ülkelerden biri, İsrail’dir.

Unutulmamalıdır ki, İran’ın ideolojik hedefleriyle mücadele, aynı kıbleye yönelen insanların kendi arasındaki bir meseledir. Bu mesele; silahla değil, akılla; nefretle değil, hikmetle; bağırarak değil, konuşarak çözülür.

Yüzyıllardır bu coğrafyada böyle olmuştur.

İnancımız bir.

Kaderimiz bir.

İran’a yönelik saldırılar karşısında, özellikle İslam ve Türk dünyasının son derece dikkatli bir dil kullanması gerekir. Öfkeyle, hamasetle, sloganik söylemlerle konuşulan her söz, farkında olmadan emperyalist zorbaların emellerine hizmet etmek olur.

Bugün yapılması gereken, tarafgir körlükten uzak durmak, küresel senaryoları doğru okumak ve vicdan pusulasını şaşırmamaktır.

Aksi hâlde söylenen her yanlış söz, atılan her düşüncesiz adım; ABD’nin ve İsrail’in değirmenine su taşımaktan başka bir işe yaramaz ki, bunun bedelini yine masumlar, mazlumlar öder.

Gün, mümin ferasetine sahip olma günüdür.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberpoligon.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
dini chat bizim mekan giftcardmall/mygift bets10.buzz taraftarium24 taraftarium24 islami chat islami sohbetler