İdris DOĞAN
Köşe Yazarı
İdris DOĞAN
 

Bayram, O Bayram Ola

Bayram, yalnızca bir kutlama değil; bir çağrıdır bize ve insan olma şerefinin yeniden hatırlatılmasıdır. Ramazan giderken hazzını ve özünü, kendisiyle birlikte yaşayanların bayramına bırakır. Sahurların sessiz mahmurluğu, iftarların bereketi ve duaların O’nun katına yükselen ince titreyişi… Hepsi on bir ay sonrayadır artık. Oruç, taşkın yanlarımızı dizginledi; açlığın diliyle başkasının derdini, yalnızlığını ve eksikliğini öğretti bütün saflığıyla. En önemlisi, sadece O’nun rızası için yaşamanın huzurunu… İndi raflardan Kur’an, karıştı hayatın içine. Mukabelelerde kimimiz okuduk, kimimiz dinledik; ama herkes bir yerinden dokundu o ilahî kelâma. Coşkun teravihler ve huşû ile kılınan namazlar, ruhumuza değişim ve dönüşümün tohumlarını saçtı. Sağ elin verdiğini sol el görmedi. Zekât, fitre ve sadakalar, gönüller arasında görünmez köprüler kurdu. Kini, hasedi, hırsı sevginin ateşinde yaktık; bir daha dönmesin diye kalbimize. Sabahın ilk ışığıyla açılan eller, edilen dualar, kılınan namazlar… Hepsi taze bir başlangıcın mutabakat zaptını oluşturdu. Ve bayram… Bir yanda vedasının hüznü, diğer yanda dirilişin sevincidir. “Elveda yâ şehr-i Ramazan” selamı, sadece zamanla ayrılığın burukluğudur; fakat onun hayatımıza kattıkları hep bizimle kalacaktır. Bir zamanlar bayram, çocukluğumun tozlu, dar sokak aralarına yaşandı. Zordu belki; ama saftı, tertemizdi. Yoklukların gölgesi, gönül aydınlığını asla karartmadı. Her köşe bir hatıra sakladı ve her hatıra, geleceğe derin bir sükûnet ve hasret taşıdı. Sonra hayat, usul usul yön değiştirdi. Büyüklerin aramızdan ayrılışı, sessiz ve derin bir hüzün olarak çöktü içimize. Kim bilir, bayramın en sahici tarafı da buydu. İş, evlilik, gurbet, evlatlar, gelinler, damatlar, torunlar derken bayram bambaşka bir renge büründü. İnsanoğluna verilen ne kadar duygu varsa, hepsi iç içe şimdilerde, hepsi bir arada, karma karışık… Ne kadar ağır, ne kadar kırıcı gelse de; taşıdığı umut ve sevinç hiç eksilmedi, bayramın. Tadı, kalbimizin bir köşesinde saklı kaldı. Çünkü bayram, insanın merhametle çoğaldığı zamandı hep. Ve merhamet büyüdükçe sığmaz olur, kendi hatıralarına. Çevirir gönlünü başka diyarlarda yaşayanların acısına. Bigâne kalmamıza tahammülü yoktur. Girer devreye. Gerçek şudur: Yüreğine kan damlayan insanların coğrafyasında bayramın da yüreği yanar.  Zira orada bayram; ateşle, ölümle, kanla, gözyaşıyla yoğrulmuştur. Kendisini kirleten zalimlerin elinden  mazlumları kurtarmamızı bekler bizden. Çünkü helalleşmek, hâlleşmek; sevgiyi ve merhameti paylaşmak, dört duvarı aşmak ve gök kubbenin altında hep birlikte yaşamaktır. Bayram, sadece tebessüm etmek değildir; görmezden gelmeyi reddetmektir. Eğer bir yerde çocuklar korkuyla uyanıyorsa, anneler gözyaşıyla susuyorsa, insanlar bayram sabahına enkazın gölgesinde giriyorsa; bizim neşemiz eksiktir, sevincimiz yarımdır. Bayram, zulmün karşısında susmamaktır; mazlumun yanında saf tutmaktır. Aksi hâlde kutladığımız şey bayram değil, sadece alışkanlıktır. Gerçek bayram; acıyı paylaşabildiğimiz, yükü omuzlayabildiğimiz ve insan kalabildiğimiz gündür. İşte budur gerçek bayram. Selâm olsun, bayramı gerçek tadında yaşayabilenlere. Bayramınız mübarek, kalbinizdeki merhametin daim olması dileğiyle…
Ekleme Tarihi: 19 Mart 2026 -Perşembe
İdris DOĞAN

Bayram, O Bayram Ola

Bayram, yalnızca bir kutlama değil; bir çağrıdır bize ve insan olma şerefinin yeniden hatırlatılmasıdır.

Ramazan giderken hazzını ve özünü, kendisiyle birlikte yaşayanların bayramına bırakır. Sahurların sessiz mahmurluğu, iftarların bereketi ve duaların O’nun katına yükselen ince titreyişi… Hepsi on bir ay sonrayadır artık.

Oruç, taşkın yanlarımızı dizginledi; açlığın diliyle başkasının derdini, yalnızlığını ve eksikliğini öğretti bütün saflığıyla. En önemlisi, sadece O’nun rızası için yaşamanın huzurunu…

İndi raflardan Kur’an, karıştı hayatın içine. Mukabelelerde kimimiz okuduk, kimimiz dinledik; ama herkes bir yerinden dokundu o ilahî kelâma. Coşkun teravihler ve huşû ile kılınan namazlar, ruhumuza değişim ve dönüşümün tohumlarını saçtı.

Sağ elin verdiğini sol el görmedi. Zekât, fitre ve sadakalar, gönüller arasında görünmez köprüler kurdu. Kini, hasedi, hırsı sevginin ateşinde yaktık; bir daha dönmesin diye kalbimize. Sabahın ilk ışığıyla açılan eller, edilen dualar, kılınan namazlar… Hepsi taze bir başlangıcın mutabakat zaptını oluşturdu.

Ve bayram… Bir yanda vedasının hüznü, diğer yanda dirilişin sevincidir. “Elveda yâ şehr-i Ramazan” selamı, sadece zamanla ayrılığın burukluğudur; fakat onun hayatımıza kattıkları hep bizimle kalacaktır.

Bir zamanlar bayram, çocukluğumun tozlu, dar sokak aralarına yaşandı. Zordu belki; ama saftı, tertemizdi. Yoklukların gölgesi, gönül aydınlığını asla karartmadı. Her köşe bir hatıra sakladı ve her hatıra, geleceğe derin bir sükûnet ve hasret taşıdı.

Sonra hayat, usul usul yön değiştirdi. Büyüklerin aramızdan ayrılışı, sessiz ve derin bir hüzün olarak çöktü içimize. Kim bilir, bayramın en sahici tarafı da buydu. İş, evlilik, gurbet, evlatlar, gelinler, damatlar, torunlar derken bayram bambaşka bir renge büründü. İnsanoğluna verilen ne kadar duygu varsa, hepsi iç içe şimdilerde, hepsi bir arada, karma karışık…

Ne kadar ağır, ne kadar kırıcı gelse de; taşıdığı umut ve sevinç hiç eksilmedi, bayramın. Tadı, kalbimizin bir köşesinde saklı kaldı. Çünkü bayram, insanın merhametle çoğaldığı zamandı hep. Ve merhamet büyüdükçe sığmaz olur, kendi hatıralarına. Çevirir gönlünü başka diyarlarda yaşayanların acısına. Bigâne kalmamıza tahammülü yoktur. Girer devreye.

Gerçek şudur: Yüreğine kan damlayan insanların coğrafyasında bayramın da yüreği yanar.  Zira orada bayram; ateşle, ölümle, kanla, gözyaşıyla yoğrulmuştur. Kendisini kirleten zalimlerin elinden  mazlumları kurtarmamızı bekler bizden. Çünkü helalleşmek, hâlleşmek; sevgiyi ve merhameti paylaşmak, dört duvarı aşmak ve gök kubbenin altında hep birlikte yaşamaktır.

Bayram, sadece tebessüm etmek değildir; görmezden gelmeyi reddetmektir. Eğer bir yerde çocuklar korkuyla uyanıyorsa, anneler gözyaşıyla susuyorsa, insanlar bayram sabahına enkazın gölgesinde giriyorsa; bizim neşemiz eksiktir, sevincimiz yarımdır.

Bayram, zulmün karşısında susmamaktır; mazlumun yanında saf tutmaktır. Aksi hâlde kutladığımız şey bayram değil, sadece alışkanlıktır.

Gerçek bayram; acıyı paylaşabildiğimiz, yükü omuzlayabildiğimiz ve insan kalabildiğimiz gündür. İşte budur gerçek bayram.

Selâm olsun, bayramı gerçek tadında yaşayabilenlere.

Bayramınız mübarek, kalbinizdeki merhametin daim olması dileğiyle…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberpoligon.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.