Tarih bize şunu öğretir:
Milletleri yıkan fakirlik değil, ahlâkın çöküşüdür.
Hûd Suresi ise bu gerçeği çağlar ötesinden bir uyarı olarak dile getirir.
Ramazan sabahlarının kendine has bir iklimi vardır. Sahurun ardından camilerde başlayan mukabele, sadece bir okuma değildir. İnsanı vahyin ilk günlerine götüren bir hatırlayıştır.
Mukabele; Kur’an okumak olduğu kadar, Cebrâil’in okuyuşuna karşılık vermek ve o manevi hatırayı bugünlere taşımaktır.
Geçtiğimiz günlerde mukabelede Hûd Suresi’nin bulunduğu 12. cüz okunuyordu. Ezan okunmadan önce surenin mealine göz attım.
Bu, Peygamber Efendimiz’e şu sözü söyleten suredir:
“Beni Hûd Suresi ve benzerleri ihtiyarlattı.”
Bu sözün sebebi olarak şu ayet gösterilir:
“Emrolunduğun gibi dosdoğru ol.” (Hûd 112)
Hûd Suresi’nde birçok peygamberin kıssası anlatılır:
Nuh, Hûd, Salih, İbrahim, Lût, Şuayb ve Musa…
Bu kıssalar sadece geçmişin hikâyesi değildir.
Aslında insanlık tarihinin tekrar eden bir yasasını anlatır.
Çünkü tarih boyunca aynı şey olmuştur:
Peygamberler toplumu tevhide ve ahlâka çağırmıştır.
Toplumların ileri gelenleri ise çoğu zaman çıkarlarını korumak için direnmiştir.
Dikkat çekici olan şudur:
Hûd Suresi’nde anlatılan kavimler zayıf değildi.
Aksine güçlüydüler.
Şehirler kurmuşlardı.
Zengindiler.
Refah içindeydiler.
Ama yine de helâkten kurtulamadılar.
Çünkü adalet bozulmuş, ahlâk çökmüştü.
Kur’an bize toplumların çöküş sebeplerini açıkça gösterir:
* Şirk ve inkâr
* Ahlâki yozlaşma
* Ekonomik adaletsizlik
* Toplumsal zulüm
* Hakikate düşmanlık
Bugün İslâm dünyasının yaşadığı birçok kriz aslında yeni değildir.
Geçmişte helâke sürüklenen toplumların hastalıklarıyla benzerlik gösterir.
Devlet gücü, siyasi iktidar ve ekonomik imkânlar bazen adaletin önüne geçebilir.
Oysa Hûd Suresi çok açık bir uyarı yapar:
Güç, adaletle birleşmezse felâketin sebebi olur.
Peygamberlerin karşılaştığı en büyük zorluk çoğu zaman inkârcılar değildir.
Asıl zor olan, hakikati bildiği hâlde çıkarı için susan insanlardır.
Bu yüzden Hûd Suresi’nde sabır ve istikamet vurgusu çok güçlüdür.
Bugün Hûd Suresi hâlâ aynı çağrıyı yapıyor:
Dosdoğru olun.
Çünkü medeniyetleri teknoloji kurar;
ahlâk ayakta tutar. Bir toplumu yıkan düşman orduları değildir.
Bir toplumu yıkan, kendi içindeki ahlâkın çökmesidir.
