Saynur OKUMUŞ
Köşe Yazarı
Saynur OKUMUŞ
 

8 Mart: Kutlama Değil, Adaletin Hafızası

8 Mart geldiğinde vitrinler mora boyanıyor. Kurumlar mesajlar yayımlıyor, sosyal medya çiçek emojileriyle doluyor. Güzel sözler, iyi niyetli cümleler havada uçuşuyor. Ama yine de ortada duran bir soru var: 8 Mart gerçekten bir kutlama günü mü? Aslında 8 Mart bir kutlama günü değil, bir hafıza günüdür. 1857 yılında New York’ta daha iyi çalışma koşulları isteyen tekstil işçisi kadınların grevi sırasında çıkan yangında 129 kadın işçi hayatını kaybetti. Fabrikanın kapıları kilitliydi. Kaçamadılar. Tarihin karanlık bir anında, dumanların arasında yalnızca bedenler değil; aynı zamanda insanlığın adalet sınavı da kaldı. Bugün üzerinden yıllar geçmiş olabilir. Ama o günün sorusu hâlâ canlıdır: Adil bir toplum nasıl kurulur? Bu soru aslında felsefenin de en eski sorularından biridir. Platon’dan Aristoteles’e, Farabi’den Kant’a kadar düşünürler yüzyıllardır adaletin ne olduğunu tartıştı. Ancak hayatın içindeki gerçek bize şunu gösterdi: Adalet yalnızca teorilerde değil, toplumun en kırılgan kesimlerinin yaşamında ölçülür. Sosyoloji bize önemli bir gerçeği hatırlatır: Toplumlar çoğu zaman emeği değil, gücü görünür kılar. Oysa tarih boyunca kadınlar tarlada, fabrikada, evde, bilimde, sanatta ve hayatın her alanında üretmiş, çalışmış ve var olmuştur. Buna rağmen çoğu zaman emekleri görünmez kılınmıştır. İşte 8 Mart tam da bu yüzden vardır: Görünmeyeni görünür kılmak için. Bugün hâlâ kadınlar aynı işi yaptıkları erkeklerden daha az kazanabiliyor. Hâlâ şiddete maruz kalabiliyor. Hâlâ “başarılı ama...” diye başlayan cümlelerle değerlendirilebiliyor. Sorun şu: Toplum kadınların başarısını alkışlamayı seviyor ama eşitliği paylaşmayı hâlâ tam olarak kabullenemiyor. Oysa adalet parçalı olamaz. Adalet ya herkes içindir ya da hiç kimse için değildir. Kadınların özgürce yaşayabildiği, korkmadan çalışabildiği ve sesinin bastırılmadığı bir toplum sadece kadınlar için değil; herkes için daha adil bir dünyadır. Çünkü eşitlik bölünmez. Bir yerde eksikse, her yerde eksiktir. Bugün çiçek vermek isteyen versin. Bu güzel bir jesttir. Ama asıl soru şu olmalı: Kadınlara çiçek verdiğimiz dünyada, onların haklarını gerçekten savunuyor muyuz? 8 Mart bize şunu hatırlatır: Eşitlik bir günün konusu değildir, her günün sorumluluğudur. Ve belki de 8 Mart’ın en güçlü cümlesi şudur: Kadınlar sadece hayatın yarısı değildir. Hayatın yönünü değiştiren yarısıdır.
Ekleme Tarihi: 08 Mart 2026 -Pazar
Saynur OKUMUŞ

8 Mart: Kutlama Değil, Adaletin Hafızası

8 Mart geldiğinde vitrinler mora boyanıyor. Kurumlar mesajlar yayımlıyor, sosyal medya çiçek emojileriyle doluyor. Güzel sözler, iyi niyetli cümleler havada uçuşuyor. Ama yine de ortada duran bir soru var: 8 Mart gerçekten bir kutlama günü mü?

Aslında 8 Mart bir kutlama günü değil, bir hafıza günüdür.

1857 yılında New York’ta daha iyi çalışma koşulları isteyen tekstil işçisi kadınların grevi sırasında çıkan yangında 129 kadın işçi hayatını kaybetti. Fabrikanın kapıları kilitliydi. Kaçamadılar. Tarihin karanlık bir anında, dumanların arasında yalnızca bedenler değil; aynı zamanda insanlığın adalet sınavı da kaldı.

Bugün üzerinden yıllar geçmiş olabilir. Ama o günün sorusu hâlâ canlıdır:

Adil bir toplum nasıl kurulur?

Bu soru aslında felsefenin de en eski sorularından biridir. Platon’dan Aristoteles’e, Farabi’den Kant’a kadar düşünürler yüzyıllardır adaletin ne olduğunu tartıştı. Ancak hayatın içindeki gerçek bize şunu gösterdi: Adalet yalnızca teorilerde değil, toplumun en kırılgan kesimlerinin yaşamında ölçülür.

Sosyoloji bize önemli bir gerçeği hatırlatır: Toplumlar çoğu zaman emeği değil, gücü görünür kılar. Oysa tarih boyunca kadınlar tarlada, fabrikada, evde, bilimde, sanatta ve hayatın her alanında üretmiş, çalışmış ve var olmuştur. Buna rağmen çoğu zaman emekleri görünmez kılınmıştır.

İşte 8 Mart tam da bu yüzden vardır:

Görünmeyeni görünür kılmak için.

Bugün hâlâ kadınlar aynı işi yaptıkları erkeklerden daha az kazanabiliyor. Hâlâ şiddete maruz kalabiliyor. Hâlâ “başarılı ama...” diye başlayan cümlelerle değerlendirilebiliyor.

Sorun şu: Toplum kadınların başarısını alkışlamayı seviyor ama eşitliği paylaşmayı hâlâ tam olarak kabullenemiyor.

Oysa adalet parçalı olamaz.

Adalet ya herkes içindir ya da hiç kimse için değildir.

Kadınların özgürce yaşayabildiği, korkmadan çalışabildiği ve sesinin bastırılmadığı bir toplum sadece kadınlar için değil; herkes için daha adil bir dünyadır. Çünkü eşitlik bölünmez. Bir yerde eksikse, her yerde eksiktir.

Bugün çiçek vermek isteyen versin. Bu güzel bir jesttir. Ama asıl soru şu olmalı:

Kadınlara çiçek verdiğimiz dünyada, onların haklarını gerçekten savunuyor muyuz?

8 Mart bize şunu hatırlatır:

Eşitlik bir günün konusu değildir, her günün sorumluluğudur.

Ve belki de 8 Mart’ın en güçlü cümlesi şudur:

Kadınlar sadece hayatın yarısı değildir.

Hayatın yönünü değiştiren yarısıdır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberpoligon.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
dini chat bizim mekan giftcardmall/mygift bets10.buzz taraftarium24 taraftarium24 islami chat islami sohbetler