İlk Babasız Babalar Günümün Ardından...
Bazı insanlar vardır; yalnızca yaşadıkları döneme değil, dokundukları bütün hayatlara yön verirler. Bazı insanlar vardır; gittiklerinde bir insan değil, bir kütüphane, bir ekol, bir dönemi uğurlarsınız. Ve bazı babalar vardır ki evlatları onların yalnızca “baba” diye tanımlayamaz.
Benim babam Mahmut Okumuş işte böyle bir insandı.
Biz ona bazen “Koca Çınar” derdik, bazen “Büyük Ansiklopedi”. Çünkü bilmediği konu yok gibiydi. Tarihin konuşulsa tarihçi olurdu, tarım konuşulsa çiftçi, devlet konuşulsa bürokrat, eğitim konuşulsa öğretmen, hayat konuşulsa filozof... Onun yanında geçen her sohbet küçük bir üniversite dersine dönüşürdü.
Yaşadığı yörenin kültürünü, geleneklerini, insan ilişkilerini ve toplumsal hafızasını taşıyan ender insanlardan biriydi. Sadece kendi ailesine değil, çevresindeki insanlara da yol gösteren bir akıl ve tecrübe merkeziydi. İnsanlar çoğu zaman bir meseleye çözüm aradıklarında onu ararlar; fikirine danışır, sözünden güç alırlardı.
Bugün Babalar Günü...
Ama benim için bugün, ilk kez bir eksikliğin adıdır.
Çünkü bu Babalar Günü’nde telefonun diğer ucunda sesi yok. Bayram sabahlarında edilen duaların içindeki o tanıdık nefes yok. Bir konuda kararsız kaldığımda fikrine başvuracağım o bilge adam yok.
Fakat bıraktığı değerler hâlâ burada.
Çünkü gerçek liderler öldüklerinde bile yol göstermeye devam ederler.
Liderlik çoğu zaman yanlış anlaşılır. Kimileri liderliği makamla, yetkiyle ve güçle ölçer. Oysa tarih bize başka bir şey söyler: Gerçek liderlik insanları önünde yürütmek değil, insanların hayatlarında silinmeyecek izler bırakabilmektir.
Nasıl ki Gazi Mustafa Kemal Atatürk yalnızca bir asker değil; aklı, bilimi, vizyonu ve ileri görüşlülüğü temsil eden büyük bir lider olarak yaşamaya devam ediyorsa, benim babam da kendi dünyamızın, aile tarihimizin ve yaşadığımız yörenin sessiz lideriydi. Onun liderliği emir vermekten değil, örnek olmaktan gelirdi. Bağırmadan saygı uyandırır, korkutmadan otorite kurardı. Konuştuğunda insanlar dinler, sustuğunda bile öğreten bir tarafı olurdu.
Belki de bu yüzden ardından yalnızca özlem değil, derin bir boşluk kaldı. Çünkü bazı insanlar yalnızca bir evin direği değildir; onlar aynı zamanda bir ailenin hafızası, bir yörenin vicdanı ve gelecek nesillere uzanan kökleridir.
Anadolu kültüründe çınar ağacının ayrı bir anlamı taşır. Kökleri geçmişe uzanır, dalları geleceği sarar, gölgesi nesilleri korur. Babam da ailemizin çınarıydı. Bizler onun gölgesinde büyüdük, onun emeğiyle güçlendik, onun bilgeliğiyle yön bulduk.
Bugün dönüp baktığımda görüyorum ki bana bıraktığı en büyük miras mal, mülk ya da servet değilmiş. Düşünmeyi öğretmiş. Sorgulamayı öğretmiş. Çalışmayı öğretmiş. Üretmeyi öğretmiş. İnsan kalabilmeyi öğretmiş.
İşte bu yüzden ona “Büyük Ansiklopedi” derdik. Çünkü ansiklopediler yalnızca bilgi vermez; yol gösterir, aydınlatır ve ufuk açar. Babam da hayatımızda tam olarak bunu yaptı.
Günümüz dünyasında bilgiye ulaşmak çok kolay. Bir tuşa basarak milyonlarca veriye erişebiliyoruz. Ama bilgeliğe ulaşmak hâlâ zor. Çünkü bilgelik internetten öğrenilmez; yaşanır, gözlemlenir ve tecrübe edilir. Benim hayatımdaki en büyük bilgelik kaynaklarından biri de babamdı.
Bugün ilk babasız Babalar Günüm...
Yüreğimde derin bir özlem var.
Ama aynı zamanda büyük bir gurur da taşıyorum.
Çünkü Mahmut Okumuş’un evladı olmak yalnızca bir aile bağı değil, aynı zamanda bir karakter mirasıdır.
Her doğru kararımda onun sesi var.
Her mücadelemde onun sabrı var.
Her başarımda onun emeği var.
Her duamda onun öğrettiği teslimiyet var.
Ve her hatıramda onun adı...
Babacığım;
Sen artık gözlerimizin önünde değilsin ama öğretilerin hâlâ yolumuzu aydınlatıyor.
Sen artık soframızda değilsin ama dualarımızın köşesinde yaşamaya devam ediyorsun.
Sen artık aramızda değilsin ama yetiştirdiğin insanlar, bıraktığın değerler ve yaşattığın hatıralar sayesinde hâlâ bizimlesin.
Bir çınar devrildi belki...
Ama gölgesi hâlâ üzerimizde.
Rahmetle...
Minnetle...
Özlemle...
Ve sonsuz sevgiyle...
Mekânın cennet olsun Koca Çınarım.
İyi ki benim babamdın.
İyi ki Mahmut Okumuş’tun.
“Babam Mahmut Okumuş’un aziz hatırasına; saygı, sevgi, minnet ve hiç dinmeyecek bir özlemle...”

