18 Mart sıradan bir zafer tarihi değildir, 18 Mart bu toprakların kime ait olduğunun dünyaya ilan edildiği gündür.
Bugün üstünde yürüdüğümüz, ev yaptığımız, mezar kazdığımız bu toprak var ya, işte o toprak sıradan bir toprak değildir çünkü metrekaresi parayla değil canla ödenmiştir. Dünyanın en büyük donanmaları, en güçlü devletleri Çanakkale’ye geldi; İngiltere geldi, Fransa geldi, sömürgelerinden asker topladılar, modern silahlar, dev toplar, zırhlı gemiler getirdiler ve planları basitti: Boğazı geçmek, İstanbul’u almak, Türk milletini tarihten silmek. Karşılarında ise ayağında doğru düzgün postalı olmayan, cebinde sayılı mermisi olan, çoğu lise çağında Anadolu çocukları vardı ama onların sahip olduğu şey dünyanın hiçbir ordusunda yoktu: vatan namusu.
Çanakkale’de savaşanların çoğu daha hayatı tanımamıştı, hayalleri vardı, yaşayacak yılları vardı ama hepsi hayallerini bir kenara bırakıp vatanı seçti. O yüzden Çanakkale’de liseler mezun veremedi, sıralar boş kaldı, defterler yarım kaldı ama vatan yarım kalmadı. Çanakkale’de aslında iki ordu savaşmadı; bir tarafta teknoloji vardı diğer tarafta iman, bir tarafta silah vardı diğer tarafta “ölürsem şehit kalırsam gazi” diyen bir inanç vardı ve tarih bir kez daha gösterdi ki iman silahtan büyüktür.
Seyit Onbaşı’nın sırtladığı mermi sadece bir top mermisi değildi, o mermi bir milletin onuruydu, “Bu toprak sahipsiz değil” deyişiydi. Askerler açtı, susuzdu, yorgundu ama kimse geri dönmeyi düşünmedi çünkü orada geri dönmek demek vatanın namusunu düşmana bırakmak demekti. Düşman askerlerinin hatıralarında yazdığı gibi, onlar Türk askeriyle değil Türk’ün inancıyla savaştılar.
Eğer Çanakkale geçilseydi bugün ne Türkiye olurdu ne de Türk milleti bu kimliğiyle ayakta kalabilirdi; Anadolu çoktan parçalanmış, biz de başka devletlerin himayesinde kimliğini unutmuş bir topluluk olmuştuk. Çanakkale bir cephe değil bir eşikti ve o eşik geçilseydi tarih başka yazılacaktı ama o eşiği kapatanlar bıyığı terlememiş Anadolu evlatları oldu.
18 Mart bize şunu hatırlatır: Bu vatan masa başında kazanılmadı, bu vatan diplomasiyle alınmadı, bu vatan toprağa düşen çocukların omuzlarında yükseldi. Bugün bu ülkede nefes alan herkes Çanakkale’de yatanlara borçludur çünkü bu toprakların tapusu mürekkeple değil kanla yazıldı ve o tapunun tarihi 18 Mart’tır..
