Ömür ÜNAL
Köşe Yazarı
Ömür ÜNAL
 

Cehennemi Yaşatan Dağ Ülkesi: Çeçenistan

Rusya’nın Çeçenistan’la meselesi hiçbir zaman “hukuk”, “anayasal düzen” ya da “terörle mücadele” olmadı. Bu kavramlar Kremlin’in vitrin süsüydü. Asıl mesele çok daha yalındı: Çeçenler diz çökmeyi reddetti. İmparatorluklar için affedilmez olan da tam olarak budur. Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra Moskova, Çeçenistan’ı bir halk olarak değil, kontrolden çıkmış bir sömürge olarak gördü [1]. 1990’larda yaşananlar, dağılmış bir imparatorluk refleksiyle küçük ama inatçı bir halkın direnci arasında geçen çıplak bir güç savaşıydı [2]. Ve bu savaşta, bütün propaganda perdelerine rağmen, 1996 itibarıyla fiilî galip Çeçenistan’dı [3]. Cevher Dudayev, Çeçenistan’ın modern babası olarak sahneye çıktığında Moskova onu romantik bir dağ lideri sandı. Bu, Kremlin’in ilk büyük hatasıydı. Dudayev, Sovyet Hava Kuvvetleri’nde tümgeneralliğe kadar yükselmiş, sistemin nasıl çalıştığını içeriden öğrenmiş bir askerdi [4]. Rus ordusunun hangi şartlarda güçlü, hangi şartlarda kırılgan olduğunu biliyordu. 1991’de bağımsızlık ilanı bir meydan okumaydı ama asıl ustalık zamanlamadaydı [5]. Rusya ne siyasi olarak toparlanmıştı ne de ordusu Çeçenistan gibi bir sahaya hazırdı. Bu yüzden Moskova, üç yıl boyunca doğrudan askerî müdahaleye cesaret edemedi. Bir imparatorluk için bu bile tek başına prestij kaybıdır [6]. 1994’te Rus tankları Grozni’ye girdiğinde Kremlin hâlâ kendini yenilmez sanıyordu. Oysa Grozni, Rus ordusunun “yenilmezlik” efsanesinin gömüldüğü şehir oldu. Kent savaşı konusunda hiçbir hazırlığı olmayan Rus birlikleri, dar sokaklarda ağır kayıplar verdi [7]. Aslan Maşadov’un kurduğu savunma sistemi, Rus ordusunun tank–uçak–topçu üstünlüğünü anlamsız hâle getirdi [8]. Rusya Grozni’de sadece asker kaybetmedi; itibarını, psikolojik üstünlüğünü ve caydırıcılığını kaybetti [9]. Savaşın kırılma noktası sadece cephe hattında yaşanmadı. Rusya’yı asıl sarsan, savaşın kendi sınırları içine taşınabileceği gerçeğiyle yüzleşmesiydi. İşte bu noktada Şamil Basayev sahneye çıktı. Basayev, klasik bir cephe komutanı değildi; o, savaşın psikolojik boyutunu kavramış bir figürdü [10]. 1995’te Budyonnovsk’ta gerçekleştirilen baskın, askerî bir operasyon değil, doğrudan Kremlin’i hedef alan bir siyasi şoktu [11]. Rus devleti, kendi topraklarında çaresiz kaldığını canlı yayınlarla izlemek zorunda kaldı. Basayev’in bu hamlesi, Rus kamuoyunda savaşın sorgulanmasına yol açtı. Moskova ilk kez şunu fark etti: Bu savaş Grozni’de sınırlı kalmayacaktı [12]. İşte bu baskı, Yeltsin yönetimini masaya oturmaya zorladı. 1996 Hasavyurt Anlaşması, bir barış belgesi değil; Rusya’nın askerî ve siyasi tükenmişliğinin belgesiydi [13]. Anlaşmayla Rus ordusu Çeçenistan’dan çekildi ve Moskova, fiilen kontrolü kaybetti [14]. Ve Salman Raduyev… Kafkasların Aslanı. Kremlin’in en çok şeytanlaştırdığı isimlerden biri. Çünkü Raduyev, Rus devletini sadece zorlamadı; küçük düşürdü. 1996’daki Kızlyar–Pervomayskoye krizi sırasında Rus ordusu, sınırlı sayıdaki bir grupla günlerce baş edemedi [15]. Kriz, Rusya’nın kriz yönetimindeki beceriksizliğini ve ordu–devlet koordinasyonunun çöküşünü gözler önüne serdi [16]. Sonunda Rusya, “otorite sağlamak” adına köyü ağır bombardımanla yok etti. Bu bir zafer değildi; kontrol edemediğini yok eden bir devlet refleksiydi [17]. Raduyev’in yöntemleri tartışmalıydı, evet. Ama tarih şu gerçeği kayda geçirdi: O, Rusya’yı rezil etti. Kremlin’in asıl korkusu da budur. Çünkü askerî kayıplar unutulur; utanç unutulmaz [18]. Birinci Çeçen Savaşı’nın sonunda tablo nettir. Rus ordusu çekildi. Çeçenistan fiilen bağımsız kaldı. Bugün bu gerçeği inkâr etmeye çalışanlar, tarihsel olgularla kavga etmektedir [19]. 1996, Rusya’nın Çeçenistan karşısında diz çöktüğü yıldır. Bu travma, Kremlin’in hafızasında silinmez bir iz bıraktı [20]. Şeyh Şamil Kafkasya’nın kartalıydı. Şamil Basayev Kafkasya’nın ikinci kartalıydı. Salman Raduyev Kafkasların aslanıydı. Cevher Dudayev ise Çeçenistan’ın modern babasıydı. Rus tarih kitapları bu isimleri “tehdit” diye yazar. Kafkasya’nın hafızası ise onları direniş kahramanı olarak anar. Ve tarih, çoğu zaman imparatorlukların zulmünden ziyade, diz çökmeyenlerin hikâyesini yazar.   KAYNAKÇA Gammer, Moshe. The Lone Wolf and the Bear: Three Centuries of Chechen Defiance of Russian Rule. London: Hurst & Company, 2006, s. 1–12, 205–230. Lieven, Anatol. Chechnya: Tombstone of Russian Power. New Haven & London: Yale University Press, 1998, s. 3–25, 105–142, 240–260. Gall, Carlotta & de Waal, Thomas. Chechnya: Calamity in the Caucasus. New York: New York University Press, 1998, s. 85–120, 160–195. Russell, John. Chechnya – Russia’s “War on Terror”. London: Routledge, 2007, s. 30–55, 90–115. Wood, Tony. Chechnya: The Case for Independence. London: New Left Books, 2007, s. 40–68, 130–155. Politkovskaya, Anna. A Small Corner of Hell: Dispatches from Chechnya. Chicago: University of Chicago Press, 2003, s. 15–40, 180–210. Cornell, Svante E. Small Nations and Great Powers: A Study of Ethnopolitical Conflict in the Caucasus. London: Routledge, 2001, s. 160–185. Human Rights Watch. Russia/Chechnya: Civilian Devastation in the First Chechen War. New York, 1997, s. 5–30. Memorial Human Rights Center. The Chechen Conflict: Political and Military Analysis. Moscow, 1996, s. 45–70. BBC Monitoring Service. Chechnya Conflict Reports (1994–1996), London, s. 220–245
Ekleme Tarihi: 29 Ocak 2026 -Perşembe
Ömür ÜNAL

Cehennemi Yaşatan Dağ Ülkesi: Çeçenistan

Rusya’nın Çeçenistan’la meselesi hiçbir zaman “hukuk”, “anayasal düzen” ya da “terörle mücadele” olmadı. Bu kavramlar Kremlin’in vitrin süsüydü. Asıl mesele çok daha yalındı: Çeçenler diz çökmeyi reddetti. İmparatorluklar için affedilmez olan da tam olarak budur. Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra Moskova, Çeçenistan’ı bir halk olarak değil, kontrolden çıkmış bir sömürge olarak gördü [1]. 1990’larda yaşananlar, dağılmış bir imparatorluk refleksiyle küçük ama inatçı bir halkın direnci arasında geçen çıplak bir güç savaşıydı [2]. Ve bu savaşta, bütün propaganda perdelerine rağmen, 1996 itibarıyla fiilî galip Çeçenistan’dı [3].

Cevher Dudayev, Çeçenistan’ın modern babası olarak sahneye çıktığında Moskova onu romantik bir dağ lideri sandı. Bu, Kremlin’in ilk büyük hatasıydı. Dudayev, Sovyet Hava Kuvvetleri’nde tümgeneralliğe kadar yükselmiş, sistemin nasıl çalıştığını içeriden öğrenmiş bir askerdi [4]. Rus ordusunun hangi şartlarda güçlü, hangi şartlarda kırılgan olduğunu biliyordu. 1991’de bağımsızlık ilanı bir meydan okumaydı ama asıl ustalık zamanlamadaydı [5]. Rusya ne siyasi olarak toparlanmıştı ne de ordusu Çeçenistan gibi bir sahaya hazırdı. Bu yüzden Moskova, üç yıl boyunca doğrudan askerî müdahaleye cesaret edemedi. Bir imparatorluk için bu bile tek başına prestij kaybıdır [6].

1994’te Rus tankları Grozni’ye girdiğinde Kremlin hâlâ kendini yenilmez sanıyordu. Oysa Grozni, Rus ordusunun “yenilmezlik” efsanesinin gömüldüğü şehir oldu. Kent savaşı konusunda hiçbir hazırlığı olmayan Rus birlikleri, dar sokaklarda ağır kayıplar verdi [7]. Aslan Maşadov’un kurduğu savunma sistemi, Rus ordusunun tank–uçak–topçu üstünlüğünü anlamsız hâle getirdi [8]. Rusya Grozni’de sadece asker kaybetmedi; itibarını, psikolojik üstünlüğünü ve caydırıcılığını kaybetti [9].

Savaşın kırılma noktası sadece cephe hattında yaşanmadı. Rusya’yı asıl sarsan, savaşın kendi sınırları içine taşınabileceği gerçeğiyle yüzleşmesiydi. İşte bu noktada Şamil Basayev sahneye çıktı. Basayev, klasik bir cephe komutanı değildi; o, savaşın psikolojik boyutunu kavramış bir figürdü [10]. 1995’te Budyonnovsk’ta gerçekleştirilen baskın, askerî bir operasyon değil, doğrudan Kremlin’i hedef alan bir siyasi şoktu [11]. Rus devleti, kendi topraklarında çaresiz kaldığını canlı yayınlarla izlemek zorunda kaldı.

Basayev’in bu hamlesi, Rus kamuoyunda savaşın sorgulanmasına yol açtı. Moskova ilk kez şunu fark etti: Bu savaş Grozni’de sınırlı kalmayacaktı [12]. İşte bu baskı, Yeltsin yönetimini masaya oturmaya zorladı. 1996 Hasavyurt Anlaşması, bir barış belgesi değil; Rusya’nın askerî ve siyasi tükenmişliğinin belgesiydi [13]. Anlaşmayla Rus ordusu Çeçenistan’dan çekildi ve Moskova, fiilen kontrolü kaybetti [14].

Ve Salman Raduyev… Kafkasların Aslanı. Kremlin’in en çok şeytanlaştırdığı isimlerden biri. Çünkü Raduyev, Rus devletini sadece zorlamadı; küçük düşürdü. 1996’daki Kızlyar–Pervomayskoye krizi sırasında Rus ordusu, sınırlı sayıdaki bir grupla günlerce baş edemedi [15]. Kriz, Rusya’nın kriz yönetimindeki beceriksizliğini ve ordu–devlet koordinasyonunun çöküşünü gözler önüne serdi [16]. Sonunda Rusya, “otorite sağlamak” adına köyü ağır bombardımanla yok etti. Bu bir zafer değildi; kontrol edemediğini yok eden bir devlet refleksiydi [17].

Raduyev’in yöntemleri tartışmalıydı, evet. Ama tarih şu gerçeği kayda geçirdi: O, Rusya’yı rezil etti. Kremlin’in asıl korkusu da budur. Çünkü askerî kayıplar unutulur; utanç unutulmaz [18].

Birinci Çeçen Savaşı’nın sonunda tablo nettir. Rus ordusu çekildi. Çeçenistan fiilen bağımsız kaldı. Bugün bu gerçeği inkâr etmeye çalışanlar, tarihsel olgularla kavga etmektedir [19]. 1996, Rusya’nın Çeçenistan karşısında diz çöktüğü yıldır. Bu travma, Kremlin’in hafızasında silinmez bir iz bıraktı [20].

Şeyh Şamil Kafkasya’nın kartalıydı.

Şamil Basayev Kafkasya’nın ikinci kartalıydı.

Salman Raduyev Kafkasların aslanıydı.

Cevher Dudayev ise Çeçenistan’ın modern babasıydı.

Rus tarih kitapları bu isimleri “tehdit” diye yazar. Kafkasya’nın hafızası ise onları direniş kahramanı olarak anar. Ve tarih, çoğu zaman imparatorlukların zulmünden ziyade, diz çökmeyenlerin hikâyesini yazar.

 

KAYNAKÇA

Gammer, Moshe. The Lone Wolf and the Bear: Three Centuries of Chechen Defiance of Russian Rule. London: Hurst & Company, 2006, s. 1–12, 205–230.

Lieven, Anatol. Chechnya: Tombstone of Russian Power. New Haven & London: Yale University Press, 1998, s. 3–25, 105–142, 240–260.

Gall, Carlotta & de Waal, Thomas. Chechnya: Calamity in the Caucasus. New York: New York University Press, 1998, s. 85–120, 160–195.

Russell, John. Chechnya – Russia’s “War on Terror”. London: Routledge, 2007, s. 30–55, 90–115.

Wood, Tony. Chechnya: The Case for Independence. London: New Left Books, 2007, s. 40–68, 130–155.

Politkovskaya, Anna. A Small Corner of Hell: Dispatches from Chechnya. Chicago: University of Chicago Press, 2003, s. 15–40, 180–210.

Cornell, Svante E. Small Nations and Great Powers: A Study of Ethnopolitical Conflict in the Caucasus. London: Routledge, 2001, s. 160–185.

Human Rights Watch. Russia/Chechnya: Civilian Devastation in the First Chechen War. New York, 1997, s. 5–30.

Memorial Human Rights Center. The Chechen Conflict: Political and Military Analysis. Moscow, 1996, s. 45–70.

BBC Monitoring Service. Chechnya Conflict Reports (1994–1996), London, s. 220–245

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberpoligon.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
dini chat bizim mekan cinsel chat mobil chat sohbet izmir chat sohbet islami chat islami sohbetler