23 Nisan’ı sadece çocuk bayramı sananlar var ama 23 Nisan bir bayramdan önce bir diriliştir, bir başkaldırıdır, bir milletin diz çökmeyi reddedişidir. Anadolu işgal altındayken, İstanbul düşman postalları altındayken, ordu dağıtılmışken, hazinede para yokken, silah yokken, umut neredeyse tükenmişken bir avuç insan tarihin en büyük kararlarından birini verdi: Saraya değil millete güvenmek. Mustafa Kemal ve silah arkadaşları bir hanedanın gücüne yaslanmak yerine yorgun, fakir, yıpranmış ama onurunu kaybetmemiş bir milletin iradesine dayandı. Ankara’da toprak damlı mütevazı bir binada açılan meclis sıradan bir meclis değildi; o kapı açıldığında aslında Türk milletinin kendi kaderine el koyduğu kapı açıldı. 23 Nisan’da olan şey şuydu: Egemenlik saraydan alındı ve millete verildi. Bu, dünyada eşi benzeri olmayan bir adımdı çünkü o dönem çoğu millet kralların, imparatorların, hanedanların yönetimi altındaydı ama Türk milleti işgal altındayken bile “Beni ancak ben yönetirim” dedi. O mecliste oturanlar kravatlı siyasetçiler değildi; cepheden gelenlerdi, yorgundu, üstü başı toz içindeydi ama gözlerinde aynı kararlılık vardı: Vatanı kurtarmak. O mecliste lüks yoktu, konfor yoktu ama irade vardı, inanç vardı, cesaret vardı çünkü orası bir milletin namus meclisiydi. 23 Nisan, milletin devlete dönüştüğü gündür. Yüzyıllarca tebaa olarak yaşamış bir halkın “Ben kul değilim, vatandaşım” dediği gündür. Bu topraklarda ilk kez bir hanedanın değil bir milletin sözü geçtiği gündür. 23 Nisan’ın çocuklara armağan edilmesi de tesadüf değildir çünkü Mustafa Kemal bir milletin geleceğinin çocukların elinde olduğunu biliyordu ve dünyada eşi benzeri olmayan bir şey yaptı; bir meclisin açılış gününü çocuklara verdi. Bu açık bir mesajdı: “Bu devlet sizin, bu vatan sizin, bu egemenlik sizin.” 23 Nisan bize şunu hatırlatır: Bu ülke padişah fermanıyla kurulmadı, bu ülke yabancı devletlerin izniyle kurulmadı, bu ülke milletin kendi iradesiyle kuruldu. Bugün özgürce konuşabiliyorsak, düşünebiliyorsak, oy kullanabiliyorsak bunun temeli 23 Nisan’da atıldı. Çünkü o gün millet sadece işgale değil, teslimiyete de karşı çıktı. O gün millet sadece düşmana değil, kaderini başkasının yazmasına da karşı çıktı. 23 Nisan, “Ben varım ve ben yöneteceğim” diyen bir milletin tarih sahnesine yeniden çıkışıdır. O yüzden 23 Nisan bir takvim günü değildir, bir şuurdur. Türk milletinin ayağa kalktığı, kendi kaderini kendi ellerine aldığı gündür ve o gün meclis duvarlarına kazınan cümle bugün hâlâ dimdik ayaktadır: Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.
Anasayfa
Yazarlar
Ömür ÜNAL
Yazı Detayı
Bu yazı 227 kez okundu.
İLK ADIMIMIZ: 23 NİSAN
23 Nisan’ı sadece çocuk bayramı sananlar var ama 23 Nisan bir bayramdan önce bir diriliştir, bir başkaldırıdır, bir milletin diz çökmeyi reddedişidir. Anadolu işgal altındayken, İstanbul düşman postalları altındayken, ordu dağıtılmışken, hazinede para yokken, silah yokken, umut neredeyse tükenmişken bir avuç insan tarihin en büyük kararlarından birini verdi: Saraya değil millete güvenmek. Mustafa Kemal ve silah arkadaşları bir hanedanın gücüne yaslanmak yerine yorgun, fakir, yıpranmış ama onurunu kaybetmemiş bir milletin iradesine dayandı. Ankara’da toprak damlı mütevazı bir binada açılan meclis sıradan bir meclis değildi; o kapı açıldığında aslında Türk milletinin kendi kaderine el koyduğu kapı açıldı. 23 Nisan’da olan şey şuydu: Egemenlik saraydan alındı ve millete verildi. Bu, dünyada eşi benzeri olmayan bir adımdı çünkü o dönem çoğu millet kralların, imparatorların, hanedanların yönetimi altındaydı ama Türk milleti işgal altındayken bile “Beni ancak ben yönetirim” dedi. O mecliste oturanlar kravatlı siyasetçiler değildi; cepheden gelenlerdi, yorgundu, üstü başı toz içindeydi ama gözlerinde aynı kararlılık vardı: Vatanı kurtarmak. O mecliste lüks yoktu, konfor yoktu ama irade vardı, inanç vardı, cesaret vardı çünkü orası bir milletin namus meclisiydi. 23 Nisan, milletin devlete dönüştüğü gündür. Yüzyıllarca tebaa olarak yaşamış bir halkın “Ben kul değilim, vatandaşım” dediği gündür. Bu topraklarda ilk kez bir hanedanın değil bir milletin sözü geçtiği gündür. 23 Nisan’ın çocuklara armağan edilmesi de tesadüf değildir çünkü Mustafa Kemal bir milletin geleceğinin çocukların elinde olduğunu biliyordu ve dünyada eşi benzeri olmayan bir şey yaptı; bir meclisin açılış gününü çocuklara verdi. Bu açık bir mesajdı: “Bu devlet sizin, bu vatan sizin, bu egemenlik sizin.” 23 Nisan bize şunu hatırlatır: Bu ülke padişah fermanıyla kurulmadı, bu ülke yabancı devletlerin izniyle kurulmadı, bu ülke milletin kendi iradesiyle kuruldu. Bugün özgürce konuşabiliyorsak, düşünebiliyorsak, oy kullanabiliyorsak bunun temeli 23 Nisan’da atıldı. Çünkü o gün millet sadece işgale değil, teslimiyete de karşı çıktı. O gün millet sadece düşmana değil, kaderini başkasının yazmasına da karşı çıktı. 23 Nisan, “Ben varım ve ben yöneteceğim” diyen bir milletin tarih sahnesine yeniden çıkışıdır. O yüzden 23 Nisan bir takvim günü değildir, bir şuurdur. Türk milletinin ayağa kalktığı, kendi kaderini kendi ellerine aldığı gündür ve o gün meclis duvarlarına kazınan cümle bugün hâlâ dimdik ayaktadır: Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.
Ekleme
Tarihi: 22 Nisan 2026 -Çarşamba
İLK ADIMIMIZ: 23 NİSAN
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
