Ömür ÜNAL
Köşe Yazarı
Ömür ÜNAL
 

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü

Her yıl 10 Ocak geldiğinde benzer cümleler dolaşır ortalıkta. “Basın demokrasinin dördüncü kuvvetidir.” “Gazeteciler büyük fedakârlıklarla çalışır.” “Doğru, tarafsız ve ilkeli habercilik çok önemlidir.” Hepsi doğru cümlelerdir. Ama mesele zaten bu cümleleri kurabilmek değil. Asıl mesele, bu cümlelerin içini doldurabilmektir. Çünkü gazetecilik, takvimdeki bir günle hatırlanacak bir meslek değildir. Her gün yeniden ispat edilmesi gereken bir sorumluluktur. Özellikle yerel gazetecilik… Bu işin vitrini yoktur. Alkışı azdır. Ama yükü ağırdır. Çünkü yerel basın, büyük laflar etmekten çok, küçük ama gerçek sorunlarla uğraşır. İlçenin sokağını bilir, insanını tanır, kimin neyi neden söylediğini de, neden sustuğunu da görür. Bu yüzden yerel gazetecilikte yapılan her iş, doğrudan hayatın içine dokunur. Ancak kabul etmek gerekir ki gazetecilik de çağla birlikte değişmek zorunda. Değişmeyen tek şeyin değişim olduğu bir dönemde hâlâ “Biz yıllardır böyle yapıyoruz” cümlesine sığınmak, gazetecilik değil, alışkanlıktır. Alışkanlıkla da ne okur tutulur ne de güven inşa edilir. Bugün artık gazete sabah bayide beklenmiyor. Okur, haberi beklemiyor; haber okuru yakalamak zorunda. Dijital dünya, gazeteciliği tembelleştiren değil, aksine daha disiplinli olmaya zorlayan bir alan. Süreklilik ister, hız ister ama en çok da ciddiyet ister. “Attık gitsin” mantığı dijitalde hiç işlemez. Çünkü okur, ekran başında daha seçicidir. İlçemizde dijital gazeteciliğin daha görünür, daha sürekli ve daha düzenli hale gelmesinin bir sebebi var. Bu, bir anda olan bir şey değil. Birilerinin “Bir deneyelim” demesiyle başladı. Sonra “Daha iyisi olur mu?” diye soruldu. Ardından “Bunu sürekli hale getirelim” denildi. Yani dijital gazetecilik, arada sırada yapılan bir iş olmaktan çıkıp, işin merkezine alındı. Tabii bu süreçte bazı şeyler de yaşandı. Önce “Bu kadar paylaşım fazla değil mi?” denildi. Sonra “Bizimkiler de dijitalde olsun” dendi. Ardından sessizce izleyenler oldu. Bir süre sonra da benzer adımlar atılmaya başlandı. Bu noktada şunu söylemek lazım: Bu bir yarış değil. Ama öncülük diye bir şey var. Birileri yolu açar, diğerleri o yoldan yürür. Kimse bunu yüksek sesle söylemez ama herkes neyin nereden başladığını bilir. Zaten mesele de bunu bağırarak anlatmak değil; yapılan işin kendisinin konuşmasıdır. Dijital gazetecilik; sadece haberi siteye yüklemek, bir-iki paylaşım yapıp kenara çekilmek değildir. Bu iş bir ritim ister. Her gün orada olmayı ister. Okurun “Bugün ne var?” diye bakmasını sağlar. İşte bu süreklilik sağlandığında, ilçede habercilik başka bir seviyeye taşınır. Ve fark edilmeden, bütün basın ortamı bundan etkilenir. Bazıları hâlâ dijitali “gençlerin işi” sanıyor olabilir. Bazıları “Bizim okurumuz internetten anlamaz” diyebilir. Ama gerçek şu ki okur çoktan dijitalde. Sadece bazıları hâlâ bunu kabullenme aşamasında. Yerel basında yenilik yapmak cesaret ister. Çünkü eleştiri hazırdır. “Eskiden böyle değildi”, “Bu kadarına gerek var mı?” gibi cümleler hep cebinizdedir. Ama gazetecilik, biraz da bu cümleleri duymayı göze alabilme işidir. Aksi halde yerinde sayarsınız. Yerinde sayan da zamanla geride kalır. Bugün ilçede dijital gazetecilik daha canlıysa, bu tek bir kurumun başarısı gibi görünse de aslında tüm ilçenin kazancıdır. Çünkü rekabet kaliteyi artırır. Yenilik, başkalarını da harekete geçirir. Bu da okurun lehinedir. Gazetecilik zaten biraz da okur için yapılır. Elbette herkes gazetecidir demiyoruz. Elbette herkes aynı emeği vermek zorunda da değil. Ama şunu net söylemek gerekir: Gazetecilik, “var gibi görünmek” değildir. Gazetecilik, gerçekten orada olmaktır. Sürekli olmaktır. Takip etmektir. Geliştirmektir. 10 Ocak bu yüzden sadece kutlama günü değil. Bir aynaya bakma günüdür. “Biz bu işi gerçekten yapıyor muyuz, yoksa yapıyormuş gibi mi görünüyoruz?” sorusunu sorma günüdür. Cevabı herkes kendine göre verir ama sonuçlar zaten ortadadır. Bugün bazı şeyler yüksek sesle söylenmese de biliniyor. İlçede dijital gazeteciliğin bir noktaya gelmesinde kimlerin emek verdiği, kimlerin izlediği, kimlerin sonradan fark ettiği az çok herkesin malumu. Zaten gazetecilikte en güzel şey de budur: İyi yapılan iş, eninde sonunda kendini kabul ettirir. Bu vesileyle, gerçekten sahada olan, kalemini vicdanla tutan, yenilikten korkmayan, gazeteciliği sadece meslek değil sorumluluk olarak gören herkesin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü kutlu olsun. Çünkü bu meslek, ancak böyle ayakta kalır.
Ekleme Tarihi: 10 Ocak 2026 -Cumartesi
Ömür ÜNAL

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü

Her yıl 10 Ocak geldiğinde benzer cümleler dolaşır ortalıkta.

“Basın demokrasinin dördüncü kuvvetidir.”

“Gazeteciler büyük fedakârlıklarla çalışır.”

“Doğru, tarafsız ve ilkeli habercilik çok önemlidir.”

Hepsi doğru cümlelerdir. Ama mesele zaten bu cümleleri kurabilmek değil. Asıl mesele, bu cümlelerin içini doldurabilmektir. Çünkü gazetecilik, takvimdeki bir günle hatırlanacak bir meslek değildir. Her gün yeniden ispat edilmesi gereken bir sorumluluktur.

Özellikle yerel gazetecilik…

Bu işin vitrini yoktur. Alkışı azdır. Ama yükü ağırdır. Çünkü yerel basın, büyük laflar etmekten çok, küçük ama gerçek sorunlarla uğraşır. İlçenin sokağını bilir, insanını tanır, kimin neyi neden söylediğini de, neden sustuğunu da görür. Bu yüzden yerel gazetecilikte yapılan her iş, doğrudan hayatın içine dokunur.

Ancak kabul etmek gerekir ki gazetecilik de çağla birlikte değişmek zorunda. Değişmeyen tek şeyin değişim olduğu bir dönemde hâlâ “Biz yıllardır böyle yapıyoruz” cümlesine sığınmak, gazetecilik değil, alışkanlıktır. Alışkanlıkla da ne okur tutulur ne de güven inşa edilir.

Bugün artık gazete sabah bayide beklenmiyor.

Okur, haberi beklemiyor; haber okuru yakalamak zorunda. Dijital dünya, gazeteciliği tembelleştiren değil, aksine daha disiplinli olmaya zorlayan bir alan. Süreklilik ister, hız ister ama en çok da ciddiyet ister. “Attık gitsin” mantığı dijitalde hiç işlemez. Çünkü okur, ekran başında daha seçicidir.

İlçemizde dijital gazeteciliğin daha görünür, daha sürekli ve daha düzenli hale gelmesinin bir sebebi var. Bu, bir anda olan bir şey değil. Birilerinin “Bir deneyelim” demesiyle başladı. Sonra “Daha iyisi olur mu?” diye soruldu. Ardından “Bunu sürekli hale getirelim” denildi. Yani dijital gazetecilik, arada sırada yapılan bir iş olmaktan çıkıp, işin merkezine alındı.

Tabii bu süreçte bazı şeyler de yaşandı.

Önce “Bu kadar paylaşım fazla değil mi?” denildi.

Sonra “Bizimkiler de dijitalde olsun” dendi.

Ardından sessizce izleyenler oldu.

Bir süre sonra da benzer adımlar atılmaya başlandı.

Bu noktada şunu söylemek lazım: Bu bir yarış değil. Ama öncülük diye bir şey var. Birileri yolu açar, diğerleri o yoldan yürür. Kimse bunu yüksek sesle söylemez ama herkes neyin nereden başladığını bilir. Zaten mesele de bunu bağırarak anlatmak değil; yapılan işin kendisinin konuşmasıdır.

Dijital gazetecilik; sadece haberi siteye yüklemek, bir-iki paylaşım yapıp kenara çekilmek değildir. Bu iş bir ritim ister. Her gün orada olmayı ister. Okurun “Bugün ne var?” diye bakmasını sağlar. İşte bu süreklilik sağlandığında, ilçede habercilik başka bir seviyeye taşınır. Ve fark edilmeden, bütün basın ortamı bundan etkilenir.

Bazıları hâlâ dijitali “gençlerin işi” sanıyor olabilir.

Bazıları “Bizim okurumuz internetten anlamaz” diyebilir.

Ama gerçek şu ki okur çoktan dijitalde. Sadece bazıları hâlâ bunu kabullenme aşamasında.

Yerel basında yenilik yapmak cesaret ister. Çünkü eleştiri hazırdır. “Eskiden böyle değildi”, “Bu kadarına gerek var mı?” gibi cümleler hep cebinizdedir. Ama gazetecilik, biraz da bu cümleleri duymayı göze alabilme işidir. Aksi halde yerinde sayarsınız. Yerinde sayan da zamanla geride kalır.

Bugün ilçede dijital gazetecilik daha canlıysa, bu tek bir kurumun başarısı gibi görünse de aslında tüm ilçenin kazancıdır. Çünkü rekabet kaliteyi artırır. Yenilik, başkalarını da harekete geçirir. Bu da okurun lehinedir. Gazetecilik zaten biraz da okur için yapılır.

Elbette herkes gazetecidir demiyoruz.

Elbette herkes aynı emeği vermek zorunda da değil.

Ama şunu net söylemek gerekir: Gazetecilik, “var gibi görünmek” değildir. Gazetecilik, gerçekten orada olmaktır. Sürekli olmaktır. Takip etmektir. Geliştirmektir.

10 Ocak bu yüzden sadece kutlama günü değil. Bir aynaya bakma günüdür. “Biz bu işi gerçekten yapıyor muyuz, yoksa yapıyormuş gibi mi görünüyoruz?” sorusunu sorma günüdür. Cevabı herkes kendine göre verir ama sonuçlar zaten ortadadır.

Bugün bazı şeyler yüksek sesle söylenmese de biliniyor. İlçede dijital gazeteciliğin bir noktaya gelmesinde kimlerin emek verdiği, kimlerin izlediği, kimlerin sonradan fark ettiği az çok herkesin malumu. Zaten gazetecilikte en güzel şey de budur: İyi yapılan iş, eninde sonunda kendini kabul ettirir.

Bu vesileyle, gerçekten sahada olan, kalemini vicdanla tutan, yenilikten korkmayan, gazeteciliği sadece meslek değil sorumluluk olarak gören herkesin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü kutlu olsun.

Çünkü bu meslek, ancak böyle ayakta kalır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberpoligon.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
aohbet islami sohbetler omegla türk sohbet cinsel sohbet dini chat polyester çember juul iqos iluma
marsbahis Marsbahis Giriş marsbahis