Saynur OKUMUŞ
Köşe Yazarı
Saynur OKUMUŞ
 

ÇOCUK OLMAK

Çocuk olmak... Belki de hayatın en saf, en filtresiz hâli. Henüz kalbinin üzerine kalın duvarlar örülmemiş, kırılganlığın utanılacak bir şey sayılmadığı, gözyaşının da kahkahanın da olduğu gibi aktığı bir dönem. Büyükler çoğu zaman çocukluğu sadece oyun, neşe ve sorumsuzluk olarak görür. Oysa çocuk olmak, aynı zamanda dünyayı ilk kez anlamaya çalışmanın verdiği büyük bir mücadeledir. Bir çocuk için her şey yenidir. Bir karıncanın yürüyüşü, yağmurun sesi, gökyüzünün rengi... Bizim alıştığımız her şey, onlar için keşfedilmeyi bekleyen bir mucizedir. İşte bu yüzden çocuklar daha çok sorar. “Neden?” diye başlayan sorular aslında sadece merak değil; anlam arayışıdır. Ama ne yazık ki biz yetişkinler, çoğu zaman bu sorulara sabırla cevap vermek yerine, susturmayı tercih ederiz. Oysa susturulan her soru, körelen bir meraktır. Çocuk olmak, aynı zamanda güvenmek demektir. Bir çocuğun dünyası, ona sunulan sevgi kadar geniştir. Eğer bir çocuk sevildiğini hissediyorsa, dünya onun için güvenli bir yerdir. Ama sevgi eksikliği, küçük bir kalpte büyük boşluklar bırakır. Ve o boşluklar zamanla büyür, şekil değiştirir ama asla tamamen kaybolmaz. Bugünün çocukları, geçmişe göre çok daha farklı bir dünyanın içinde büyüyor. Teknolojiyle iç içe, hızlı, gürültülü ve çoğu zaman yalnız bir dünyada... Oyunlar artık sokaklarda değil, ekranlarda oynanıyor. Arkadaşlıklar göz göze değil, mesajlarla kuruluyor. Bu değişim kaçınılmaz olabilir, ancak çocukluğun özünü korumak hâlâ bizim elimizde. Birlikte geçirilen zaman, kurulan gerçek bağlar ve paylaşılan anlar, hiçbir ekranın veremeyeceği kadar değerlidir. Çocuk olmak sadece yaşla ilgili değildir aslında. İçimizde taşıdığımız o saf bakış, hayret etme yeteneği ve içten sevinç, çocukluğun bizde kalan izleridir. Ne zaman ki her şeye alışır, hiçbir şeye şaşırmaz hâle geliriz; işte o zaman içimizdeki çocuğu kaybetmeye başlarız. Belki de bu yüzden, çocukları büyütürken kendimizi de hatırlamalıyız. Onlara sadece öğretmek değil, onlardan öğrenmek de gerekir. Çünkü çocuklar bize unutmayı öğrettiğimiz şeyleri hatırlatır: Saflığı, samimiyeti ve koşulsuz sevgiyi. Çocuk olmak kısa bir zaman dilimi olabilir ama etkisi bir ömür sürer. Bu yüzden her çocuğun hikâyesi, özenle yazılmayı hak eder. Ve biz yetişkinlere düşen en büyük sorumluluk, o hikâyenin güzel yazılmasına katkı sağlamaktır. Çünkü bir çocuğun kalbine dokunmak, aslında geleceğe dokunmaktır.
Ekleme Tarihi: 21 Nisan 2026 -Salı
Saynur OKUMUŞ

ÇOCUK OLMAK

Çocuk olmak... Belki de hayatın en saf, en filtresiz hâli. Henüz kalbinin üzerine kalın duvarlar örülmemiş, kırılganlığın utanılacak bir şey sayılmadığı, gözyaşının da kahkahanın da olduğu gibi aktığı bir dönem. Büyükler çoğu zaman çocukluğu sadece oyun, neşe ve sorumsuzluk olarak görür. Oysa çocuk olmak, aynı zamanda dünyayı ilk kez anlamaya çalışmanın verdiği büyük bir mücadeledir.

Bir çocuk için her şey yenidir. Bir karıncanın yürüyüşü, yağmurun sesi, gökyüzünün rengi... Bizim alıştığımız her şey, onlar için keşfedilmeyi bekleyen bir mucizedir. İşte bu yüzden çocuklar daha çok sorar. “Neden?” diye başlayan sorular aslında sadece merak değil; anlam arayışıdır. Ama ne yazık ki biz yetişkinler, çoğu zaman bu sorulara sabırla cevap vermek yerine, susturmayı tercih ederiz. Oysa susturulan her soru, körelen bir meraktır.

Çocuk olmak, aynı zamanda güvenmek demektir. Bir çocuğun dünyası, ona sunulan sevgi kadar geniştir. Eğer bir çocuk sevildiğini hissediyorsa, dünya onun için güvenli bir yerdir. Ama sevgi eksikliği, küçük bir kalpte büyük boşluklar bırakır. Ve o boşluklar zamanla büyür, şekil değiştirir ama asla tamamen kaybolmaz.

Bugünün çocukları, geçmişe göre çok daha farklı bir dünyanın içinde büyüyor. Teknolojiyle iç içe, hızlı, gürültülü ve çoğu zaman yalnız bir dünyada... Oyunlar artık sokaklarda değil, ekranlarda oynanıyor. Arkadaşlıklar göz göze değil, mesajlarla kuruluyor. Bu değişim kaçınılmaz olabilir, ancak çocukluğun özünü korumak hâlâ bizim elimizde. Birlikte geçirilen zaman, kurulan gerçek bağlar ve paylaşılan anlar, hiçbir ekranın veremeyeceği kadar değerlidir.

Çocuk olmak sadece yaşla ilgili değildir aslında. İçimizde taşıdığımız o saf bakış, hayret etme yeteneği ve içten sevinç, çocukluğun bizde kalan izleridir. Ne zaman ki her şeye alışır, hiçbir şeye şaşırmaz hâle geliriz; işte o zaman içimizdeki çocuğu kaybetmeye başlarız.

Belki de bu yüzden, çocukları büyütürken kendimizi de hatırlamalıyız. Onlara sadece öğretmek değil, onlardan öğrenmek de gerekir. Çünkü çocuklar bize unutmayı öğrettiğimiz şeyleri hatırlatır: Saflığı, samimiyeti ve koşulsuz sevgiyi.

Çocuk olmak kısa bir zaman dilimi olabilir ama etkisi bir ömür sürer. Bu yüzden her çocuğun hikâyesi, özenle yazılmayı hak eder. Ve biz yetişkinlere düşen en büyük sorumluluk, o hikâyenin güzel yazılmasına katkı sağlamaktır. Çünkü bir çocuğun kalbine dokunmak, aslında geleceğe dokunmaktır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberpoligon.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.