24 Ağustos 1922'de Akşehir'de alınan kararların, birkaç gün sonra Anadolu'nun kaderini değiştirecek büyük bir zaferin başlangıcı olacağını o günün insanları biliyordu. Türk ordusunun Büyük Taarruz hazırlıkları artık son aşamaya gelmiş, Batı Cephesi Karargâhı Akşehir'den Şuhut'a doğru hareket etmişti. Aylar boyunca bu şehirde yürütülen hazırlıkların ardından artık beklenen gün gelmiş, Akşehir'den istiklal yoluna çıkan karargâh, tarihimizin en büyük mücadelelerinden birinin son adımını atmıştı. Mustafa Kemal Paşa'nın da defalarca gelerek hazırlıkları bizzat takip ettiği Akşehir, yalnızca bir geçiş noktası değil, zaferin hazırlanışına şahitlik eden şehirlerden biri olmuştu. O gün Akşehir'den ayrılan yalnızca bir karargâh değildi. Bir milletin bağımsızlığı için verilen mücadelenin en önemli safhalarından biri bu şehirden başlamıştı. Aradan geçen yıllara rağmen 24 Ağustos'un Akşehir'deki anlamı da buradan gelir. Çünkü bu tarih, yalnızca geçmişte yaşanmış bir askerî hareketin tarihi değil, Akşehir'in ülke tarihindeki yerini gösteren önemli bir dönüm noktasıdır. Tam 101 yıl sonra, takvimler yeniden 24 Ağustos'u gösterdiğinde Akşehir'den yine bir yolculuk başladı. Bu defa cepheye giden bir karargâh yoktu. Silahlar yoktu. Askerler yoktu. Fakat başka bir mücadele için yola çıkan bir ekip vardı. 24 Ağustos 2023 tarihinde Haber Poligon yayın hayatına başladı ve kuruluş günü olarak Akşehir'in Onur Günü kabul edilen 24 Ağustos'u seçti. Bir tarafta istiklal mücadelesinin en önemli günlerinden biri, diğer tarafta gazeteciliğe atılan ilk adım… İlk bakışta birbirinden tamamen farklı iki olay gibi görünse de ikisinin arasında önemli bir ortaklık vardır: İkisi de Akşehir'den yola çıkmıştır. Bugün savaş meydanları yok. Fakat mücadele bitmiş değil. Sadece şekli değişti. Bugünün mücadelesi doğru bilgiye ulaşmak, gerçeği yanlıştan ayırmak, yaşananları kayıt altına almak ve insanların sesini duyurabilmek üzerine kuruludur. Gazetecilik de tam olarak burada başlar. Çünkü haber yapmak ile gazetecilik yapmak aynı şey değildir. Bugün bir telefona sahip olan herkes birkaç dakika içerisinde bir görüntü paylaşabilir, bir başlık yazabilir veya başka bir yerde yayımlanan haberi kendi sayfasında yeniden yayımlayabilir. Fakat gazetecilik bundan çok daha fazlasıdır. Gazetecilik, haberin peşine düşmektir. Araştırmaktır. Sormaktır. Doğrulamaktır. Gerektiğinde bir kurumun kapısını tekrar tekrar çalmaktır. Herkesin baktığı yere bakmak değil, kimsenin bakmadığı yere de bakabilmektir. Çünkü başka yerde yayımlanmış bir haberi alıp birkaç kelimesini değiştirmek haber üretmek değildir. Bir başkasının emeğini kendi logonuzun altına koymak sizi o haberin sahibi yapmaz. Logonun değişmesi, emeğin sahibini değiştirmez. Sosyal medyada dolaşan görüntüyü alıp üzerine birkaç cümle yazmak da tek başına gazetecilik değildir. Bunlar haber akışının bir parçası olabilir fakat gazeteciliğin kendisi değildir. Gazetecilik, hazır olanın peşinden gitmekten ziyade henüz ortada olmayan haberi bulabilmektir. Bir şehirde aynı olayın birkaç farklı yerde neredeyse aynı cümlelerle haberleştirilmesi, basının güçlü olduğunu değil, bazen kimsenin yeni bir şey söylemek için yeterince çaba göstermediğini gösterir. Aynı haberi farklı başlıklarla çoğaltmak kolaydır. Zor olan, herkesin haberini yaptığı yerde yeni bir şey bulabilmektir. Çünkü bir yayın kuruluşunun büyüklüğü, aynı haberi kaç farklı platformda yayımladığıyla değil, başka hiçbir yerde bulunmayan kaç habere imza attığıyla anlaşılır. Çoğaltmak başka şeydir, üretmek başka. Elbette hazır haber beklemek daha konforludur. Bir açıklama gelir, metin hazırlanır, birkaç fotoğraf eklenir ve haber yayına girer. Fakat gazetecilik yalnızca kendisine gönderilenleri yayımlamak olsaydı, haber merkezlerine muhabir değil, gelen kutusunu kontrol edecek bir görevli yeterdi. Yerel gazetecilik bundan çok daha büyük bir sorumluluktur. Çünkü bir şehrin gazetesi, o şehrin basın bülteni değildir. Bir şehrin gazetesi, o şehrin sesi olmalıdır. Akşehir yalnızca başka yerlerden gelen haberlerin yayımlandığı bir şehir değildir. Akşehir'in kendi hikâyeleri vardır. Kendi sorunları vardır. Kendi başarıları vardır. Kendi insanları vardır. Ve bunların hepsinin anlatılmaya hakkı vardır. Bir vatandaşın sorununu ulusal kanallara taşıyacak kadar büyük olmayabilir. Bir esnafın yaşadığı sıkıntı Türkiye'nin gündemine girmeyebilir. Bir öğrencinin başarısı ulusal gazetelerin manşetine çıkmayabilir. Bir mahallenin problemi milyonlarca kişinin ilgisini çekmeyebilir. Ama o mahallede yaşayan insan için önemlidir. O esnaf için önemlidir. O öğrenci için önemlidir. O aile için önemlidir. İşte yerel basının görevi de burada başlar. Fakat bunun için sadece haber merkezinde oturup başkasının haberini beklemek yetmez. Sahaya çıkmak gerekir. İnsanların arasına karışmak gerekir. Sormak gerekir. Araştırmak gerekir. Bazen de rahatsız etmek gerekir. Çünkü gazetecilik kimseyi rahatsız etmemek üzerine kurulursa, bir süre sonra kimsenin işine yaramayan bir yayın ortaya çıkar. Bazıları gündemi takip ettiğini düşünürken aslında başkasının oluşturduğu gündemin arkasından yürüdüğünün farkında olmayabilir. Oysa gazetecilik yalnızca gündemin peşinden koşmak değil, gerektiğinde gündemin kendisini değiştirebilmektir. Herkesin konuştuğunu tekrar etmek kolaydır. Zor olan, herkes sustuğunda konuşabilmektir. Herkesin yazdığını yazmak kolaydır. Zor olan, henüz kimsenin yazmadığını bulabilmektir. Herkesin hoşuna gidecek bir haber yapmak kolaydır. Zor olan, doğru olduğu için yapılması gereken haberi yapabilmektir. Gazetecinin görevi herkesi memnun etmek değildir. Gazetecinin görevi doğruyu aramaktır. Bugün bir kurum bizi över, yarın eleştirebilir. Bugün birileri haberimizden memnun kalabilir, yarın aynı kişiler yaptığımız başka bir haberden rahatsız olabilir. Bunlar gazeteciliğin doğasında vardır. Çünkü gazetecilik, dostluk ilişkilerine göre haber seçmek değildir. Bugün yanında olduğun bir insanı yarın eleştirebilmek, bugün eleştirdiğin bir insanın yarın yaptığı doğruyu yazabilmek gerekir. Çünkü gazetecilikte tarafsızlık, herkesle iyi geçinmek değildir. Gerektiğinde herkesi rahatsız edebilecek kadar bağımsız olabilmektir. Bir şehirde gazetecilik yapıyorsanız, o şehrin haberlerini başka yerlerden beklemek yerine o şehrin içine girmeniz gerekir. Aksi hâlde yerel basın kuruluşu değil, yerel haberlerin yeniden dağıtım noktası olursunuz. Haber Poligon'un tercihi ise hiçbir zaman bu olmadı. Haber Poligon kurulduğunda amaç, Akşehir'de zaten söylenenleri yeniden söylemek değildi. Başkasının manşetini bekleyip kendi manşetini ona göre belirlemek de değildi. Bir başkasının yaptığı haberin arkasından koşup yetişmeye çalışmak yerine, kendi haberinin peşinden gitmekti. Çünkü Akşehir'in ikinci el bir gündeme değil, kendi gündemine ihtiyacı vardı. Hazır manşetlere değil, kendi haberlerine ihtiyacı vardı. Başkasının cümlelerinin tekrarına değil, kendi sesine ihtiyacı vardı. Haber Poligon da o sesi duyurmak için yayın hayatına başladı. Haber Poligon'un 24 Ağustos 2023'te başlayan yolculuğuna bugün üç yılı geride bırakmış olmanın sorumluluğuyla bakıyoruz. Artık dördüncü yılımıza giriyoruz. Geride kalan üç yıl bize şunu gösterdi: Haber yayımlamak kolaydır, gazetecilik yapmak ise herkesin harcı değildir. Üç yılın sonunda bizim için önemli olan yalnızca geride kalan süre değil, bu sürede nasıl bir iz bıraktığımız ve bundan sonra nasıl bir yol izleyeceğimizdir. Çünkü bir haber kuruluşunun en büyük sermayesi kamera, bilgisayar, internet sitesi veya sosyal medya hesabı değildir. Güvendir. Okuyucunun “Bunu Haber Poligon yazdıysa araştırılmıştır” diyebilmesidir. Bir haberin arkasında durabilmektir. Yanlış yapıldığında düzeltmektir. Doğru bildiğini sırf birileri rahatsız olacak diye değiştirmemektir. Belki de gazeteciliğin en zor tarafı budur. Herkesi memnun etmeye çalışmamak. Çünkü herkesin hoşuna giden bir gazetecilik yapmak mümkündür. Fakat herkesin hoşuna giden gazeteciliğin ne kadar gazetecilik olduğu tartışılır. Bizim hedefimiz alkış toplamak değil, güven kazanmaktır. Gündemin peşinden sürüklenmek değil, Akşehir'in gündemine katkı sunmaktır. Başkalarının bıraktığı yerden devam etmek değil, gerektiğinde kendi yolumuzu açmaktır. 24 Ağustos 1922'de Akşehir'den çıkan yolun sonunda zafer vardı. 24 Ağustos 2023'te başlayan Haber Poligon yolculuğunun sonunda ulaşmak istediğimiz yer de yalnızca rakamlarla ölçülen bir başarı değildir. Asıl hedefimiz, yıllar sonra geriye dönüp baktığımızda Akşehir'in hafızasında bizim de bir yerimizin olduğunu görebilmektir. Çünkü bugün yazılan bir haber yarın tarih olabilir. Bugün çekilen bir görüntü yıllar sonra bir dönemin tek kaydı olabilir. Bugün birkaç satırdan ibaret görünen bir haber, gelecekte bir araştırmacının başvuracağı belgeye dönüşebilir. Bugünün insanları değişecek, sokaklar değişecek, kurumlar değişecek, sorunlar değişecek. Fakat kayda geçirilenler kalacak. İşte gazeteciliğin sorumluluğu da burada başlıyor. Bugünü yazarken yarının tarihini yazmak. Bu yüzden 24 Ağustos bizim için yalnızca bir kuruluş tarihi değildir. Bu tarih, bir asır önce istiklal için yola çıkanların hatırasını taşıyan, bugün ise habercilik için yeniden yola çıkmanın anlamını taşıyan bir tarihtir. 1922'de Akşehir'den istiklal için yola çıkıldı. 2023'te Akşehir'den habercilik için yola çıkıldı. Birinde hedef bağımsızlıktı. Diğerinde hedef, Akşehir'in sesini duyurmak, yaşananları kayda geçirmek ve bu şehrin hikâyesini kendi insanıyla birlikte geleceğe taşımaktır. Bugün Haber Poligon üç yılı geride bırakarak dördüncü yılına giriyor. Önümüzde daha uzun bir yol var. Daha çok haber, daha çok araştırma, daha çok emek ve elbette daha çok sorumluluk… Çünkü biz yalnızca bugünün haberini yapmak istemiyoruz. Yarın dönüp bakıldığında “Akşehir'in o döneminde bunları da yazan birileri vardı” denilebilmesini istiyoruz. Başkasının haberini tekrar ederek değil, kendi haberimizin peşinden giderek… Hazır gündemleri takip ederek değil, Akşehir'in kendi gündemini oluşturarak… Kimseyi memnun etmeye çalışarak değil, doğru bildiğimizi doğru şekilde aktararak… Ve en önemlisi, okuyucunun güvenini her şeyin üzerinde tutarak… Haber Poligon'un 4. kuruluş yılı kutlu olsun. Bu üç yılda emeği geçen herkese, başta Haber Poligon ailesine ve bizleri takip ederek destek veren bütün okuyucularımıza teşekkür ediyorum. Nice yıllara… Nice haberlere… Nice başarılara… Ve nice 24 Ağustoslara. Akşehir'den yükselen bu sesin, kendi yolundan sapmadan, kendi sözünü söyleyerek ve başkalarının gölgesine ihtiyaç duymadan daha nice yıllar duyulması dileğiyle…
Anasayfa
Yazarlar
Ömür ÜNAL
Yazı Detayı
Bu yazı 168 kez okundu.
BİR 24 AĞUSTOS'TAN DİĞERİNE: AKŞEHİR'DEN YÜKSELEN SES
24 Ağustos 1922'de Akşehir'de alınan kararların, birkaç gün sonra Anadolu'nun kaderini değiştirecek büyük bir zaferin başlangıcı olacağını o günün insanları biliyordu. Türk ordusunun Büyük Taarruz hazırlıkları artık son aşamaya gelmiş, Batı Cephesi Karargâhı Akşehir'den Şuhut'a doğru hareket etmişti. Aylar boyunca bu şehirde yürütülen hazırlıkların ardından artık beklenen gün gelmiş, Akşehir'den istiklal yoluna çıkan karargâh, tarihimizin en büyük mücadelelerinden birinin son adımını atmıştı. Mustafa Kemal Paşa'nın da defalarca gelerek hazırlıkları bizzat takip ettiği Akşehir, yalnızca bir geçiş noktası değil, zaferin hazırlanışına şahitlik eden şehirlerden biri olmuştu. O gün Akşehir'den ayrılan yalnızca bir karargâh değildi. Bir milletin bağımsızlığı için verilen mücadelenin en önemli safhalarından biri bu şehirden başlamıştı. Aradan geçen yıllara rağmen 24 Ağustos'un Akşehir'deki anlamı da buradan gelir. Çünkü bu tarih, yalnızca geçmişte yaşanmış bir askerî hareketin tarihi değil, Akşehir'in ülke tarihindeki yerini gösteren önemli bir dönüm noktasıdır. Tam 101 yıl sonra, takvimler yeniden 24 Ağustos'u gösterdiğinde Akşehir'den yine bir yolculuk başladı. Bu defa cepheye giden bir karargâh yoktu. Silahlar yoktu. Askerler yoktu. Fakat başka bir mücadele için yola çıkan bir ekip vardı. 24 Ağustos 2023 tarihinde Haber Poligon yayın hayatına başladı ve kuruluş günü olarak Akşehir'in Onur Günü kabul edilen 24 Ağustos'u seçti. Bir tarafta istiklal mücadelesinin en önemli günlerinden biri, diğer tarafta gazeteciliğe atılan ilk adım… İlk bakışta birbirinden tamamen farklı iki olay gibi görünse de ikisinin arasında önemli bir ortaklık vardır: İkisi de Akşehir'den yola çıkmıştır. Bugün savaş meydanları yok. Fakat mücadele bitmiş değil. Sadece şekli değişti. Bugünün mücadelesi doğru bilgiye ulaşmak, gerçeği yanlıştan ayırmak, yaşananları kayıt altına almak ve insanların sesini duyurabilmek üzerine kuruludur. Gazetecilik de tam olarak burada başlar. Çünkü haber yapmak ile gazetecilik yapmak aynı şey değildir. Bugün bir telefona sahip olan herkes birkaç dakika içerisinde bir görüntü paylaşabilir, bir başlık yazabilir veya başka bir yerde yayımlanan haberi kendi sayfasında yeniden yayımlayabilir. Fakat gazetecilik bundan çok daha fazlasıdır. Gazetecilik, haberin peşine düşmektir. Araştırmaktır. Sormaktır. Doğrulamaktır. Gerektiğinde bir kurumun kapısını tekrar tekrar çalmaktır. Herkesin baktığı yere bakmak değil, kimsenin bakmadığı yere de bakabilmektir. Çünkü başka yerde yayımlanmış bir haberi alıp birkaç kelimesini değiştirmek haber üretmek değildir. Bir başkasının emeğini kendi logonuzun altına koymak sizi o haberin sahibi yapmaz. Logonun değişmesi, emeğin sahibini değiştirmez. Sosyal medyada dolaşan görüntüyü alıp üzerine birkaç cümle yazmak da tek başına gazetecilik değildir. Bunlar haber akışının bir parçası olabilir fakat gazeteciliğin kendisi değildir. Gazetecilik, hazır olanın peşinden gitmekten ziyade henüz ortada olmayan haberi bulabilmektir. Bir şehirde aynı olayın birkaç farklı yerde neredeyse aynı cümlelerle haberleştirilmesi, basının güçlü olduğunu değil, bazen kimsenin yeni bir şey söylemek için yeterince çaba göstermediğini gösterir. Aynı haberi farklı başlıklarla çoğaltmak kolaydır. Zor olan, herkesin haberini yaptığı yerde yeni bir şey bulabilmektir. Çünkü bir yayın kuruluşunun büyüklüğü, aynı haberi kaç farklı platformda yayımladığıyla değil, başka hiçbir yerde bulunmayan kaç habere imza attığıyla anlaşılır. Çoğaltmak başka şeydir, üretmek başka. Elbette hazır haber beklemek daha konforludur. Bir açıklama gelir, metin hazırlanır, birkaç fotoğraf eklenir ve haber yayına girer. Fakat gazetecilik yalnızca kendisine gönderilenleri yayımlamak olsaydı, haber merkezlerine muhabir değil, gelen kutusunu kontrol edecek bir görevli yeterdi. Yerel gazetecilik bundan çok daha büyük bir sorumluluktur. Çünkü bir şehrin gazetesi, o şehrin basın bülteni değildir. Bir şehrin gazetesi, o şehrin sesi olmalıdır. Akşehir yalnızca başka yerlerden gelen haberlerin yayımlandığı bir şehir değildir. Akşehir'in kendi hikâyeleri vardır. Kendi sorunları vardır. Kendi başarıları vardır. Kendi insanları vardır. Ve bunların hepsinin anlatılmaya hakkı vardır. Bir vatandaşın sorununu ulusal kanallara taşıyacak kadar büyük olmayabilir. Bir esnafın yaşadığı sıkıntı Türkiye'nin gündemine girmeyebilir. Bir öğrencinin başarısı ulusal gazetelerin manşetine çıkmayabilir. Bir mahallenin problemi milyonlarca kişinin ilgisini çekmeyebilir. Ama o mahallede yaşayan insan için önemlidir. O esnaf için önemlidir. O öğrenci için önemlidir. O aile için önemlidir. İşte yerel basının görevi de burada başlar. Fakat bunun için sadece haber merkezinde oturup başkasının haberini beklemek yetmez. Sahaya çıkmak gerekir. İnsanların arasına karışmak gerekir. Sormak gerekir. Araştırmak gerekir. Bazen de rahatsız etmek gerekir. Çünkü gazetecilik kimseyi rahatsız etmemek üzerine kurulursa, bir süre sonra kimsenin işine yaramayan bir yayın ortaya çıkar. Bazıları gündemi takip ettiğini düşünürken aslında başkasının oluşturduğu gündemin arkasından yürüdüğünün farkında olmayabilir. Oysa gazetecilik yalnızca gündemin peşinden koşmak değil, gerektiğinde gündemin kendisini değiştirebilmektir. Herkesin konuştuğunu tekrar etmek kolaydır. Zor olan, herkes sustuğunda konuşabilmektir. Herkesin yazdığını yazmak kolaydır. Zor olan, henüz kimsenin yazmadığını bulabilmektir. Herkesin hoşuna gidecek bir haber yapmak kolaydır. Zor olan, doğru olduğu için yapılması gereken haberi yapabilmektir. Gazetecinin görevi herkesi memnun etmek değildir. Gazetecinin görevi doğruyu aramaktır. Bugün bir kurum bizi över, yarın eleştirebilir. Bugün birileri haberimizden memnun kalabilir, yarın aynı kişiler yaptığımız başka bir haberden rahatsız olabilir. Bunlar gazeteciliğin doğasında vardır. Çünkü gazetecilik, dostluk ilişkilerine göre haber seçmek değildir. Bugün yanında olduğun bir insanı yarın eleştirebilmek, bugün eleştirdiğin bir insanın yarın yaptığı doğruyu yazabilmek gerekir. Çünkü gazetecilikte tarafsızlık, herkesle iyi geçinmek değildir. Gerektiğinde herkesi rahatsız edebilecek kadar bağımsız olabilmektir. Bir şehirde gazetecilik yapıyorsanız, o şehrin haberlerini başka yerlerden beklemek yerine o şehrin içine girmeniz gerekir. Aksi hâlde yerel basın kuruluşu değil, yerel haberlerin yeniden dağıtım noktası olursunuz. Haber Poligon'un tercihi ise hiçbir zaman bu olmadı. Haber Poligon kurulduğunda amaç, Akşehir'de zaten söylenenleri yeniden söylemek değildi. Başkasının manşetini bekleyip kendi manşetini ona göre belirlemek de değildi. Bir başkasının yaptığı haberin arkasından koşup yetişmeye çalışmak yerine, kendi haberinin peşinden gitmekti. Çünkü Akşehir'in ikinci el bir gündeme değil, kendi gündemine ihtiyacı vardı. Hazır manşetlere değil, kendi haberlerine ihtiyacı vardı. Başkasının cümlelerinin tekrarına değil, kendi sesine ihtiyacı vardı. Haber Poligon da o sesi duyurmak için yayın hayatına başladı. Haber Poligon'un 24 Ağustos 2023'te başlayan yolculuğuna bugün üç yılı geride bırakmış olmanın sorumluluğuyla bakıyoruz. Artık dördüncü yılımıza giriyoruz. Geride kalan üç yıl bize şunu gösterdi: Haber yayımlamak kolaydır, gazetecilik yapmak ise herkesin harcı değildir. Üç yılın sonunda bizim için önemli olan yalnızca geride kalan süre değil, bu sürede nasıl bir iz bıraktığımız ve bundan sonra nasıl bir yol izleyeceğimizdir. Çünkü bir haber kuruluşunun en büyük sermayesi kamera, bilgisayar, internet sitesi veya sosyal medya hesabı değildir. Güvendir. Okuyucunun “Bunu Haber Poligon yazdıysa araştırılmıştır” diyebilmesidir. Bir haberin arkasında durabilmektir. Yanlış yapıldığında düzeltmektir. Doğru bildiğini sırf birileri rahatsız olacak diye değiştirmemektir. Belki de gazeteciliğin en zor tarafı budur. Herkesi memnun etmeye çalışmamak. Çünkü herkesin hoşuna giden bir gazetecilik yapmak mümkündür. Fakat herkesin hoşuna giden gazeteciliğin ne kadar gazetecilik olduğu tartışılır. Bizim hedefimiz alkış toplamak değil, güven kazanmaktır. Gündemin peşinden sürüklenmek değil, Akşehir'in gündemine katkı sunmaktır. Başkalarının bıraktığı yerden devam etmek değil, gerektiğinde kendi yolumuzu açmaktır. 24 Ağustos 1922'de Akşehir'den çıkan yolun sonunda zafer vardı. 24 Ağustos 2023'te başlayan Haber Poligon yolculuğunun sonunda ulaşmak istediğimiz yer de yalnızca rakamlarla ölçülen bir başarı değildir. Asıl hedefimiz, yıllar sonra geriye dönüp baktığımızda Akşehir'in hafızasında bizim de bir yerimizin olduğunu görebilmektir. Çünkü bugün yazılan bir haber yarın tarih olabilir. Bugün çekilen bir görüntü yıllar sonra bir dönemin tek kaydı olabilir. Bugün birkaç satırdan ibaret görünen bir haber, gelecekte bir araştırmacının başvuracağı belgeye dönüşebilir. Bugünün insanları değişecek, sokaklar değişecek, kurumlar değişecek, sorunlar değişecek. Fakat kayda geçirilenler kalacak. İşte gazeteciliğin sorumluluğu da burada başlıyor. Bugünü yazarken yarının tarihini yazmak. Bu yüzden 24 Ağustos bizim için yalnızca bir kuruluş tarihi değildir. Bu tarih, bir asır önce istiklal için yola çıkanların hatırasını taşıyan, bugün ise habercilik için yeniden yola çıkmanın anlamını taşıyan bir tarihtir. 1922'de Akşehir'den istiklal için yola çıkıldı. 2023'te Akşehir'den habercilik için yola çıkıldı. Birinde hedef bağımsızlıktı. Diğerinde hedef, Akşehir'in sesini duyurmak, yaşananları kayda geçirmek ve bu şehrin hikâyesini kendi insanıyla birlikte geleceğe taşımaktır. Bugün Haber Poligon üç yılı geride bırakarak dördüncü yılına giriyor. Önümüzde daha uzun bir yol var. Daha çok haber, daha çok araştırma, daha çok emek ve elbette daha çok sorumluluk… Çünkü biz yalnızca bugünün haberini yapmak istemiyoruz. Yarın dönüp bakıldığında “Akşehir'in o döneminde bunları da yazan birileri vardı” denilebilmesini istiyoruz. Başkasının haberini tekrar ederek değil, kendi haberimizin peşinden giderek… Hazır gündemleri takip ederek değil, Akşehir'in kendi gündemini oluşturarak… Kimseyi memnun etmeye çalışarak değil, doğru bildiğimizi doğru şekilde aktararak… Ve en önemlisi, okuyucunun güvenini her şeyin üzerinde tutarak… Haber Poligon'un 4. kuruluş yılı kutlu olsun. Bu üç yılda emeği geçen herkese, başta Haber Poligon ailesine ve bizleri takip ederek destek veren bütün okuyucularımıza teşekkür ediyorum. Nice yıllara… Nice haberlere… Nice başarılara… Ve nice 24 Ağustoslara. Akşehir'den yükselen bu sesin, kendi yolundan sapmadan, kendi sözünü söyleyerek ve başkalarının gölgesine ihtiyaç duymadan daha nice yıllar duyulması dileğiyle…
Ekleme
Tarihi: 24 Ağustos 2026 -Pazartesi
BİR 24 AĞUSTOS'TAN DİĞERİNE: AKŞEHİR'DEN YÜKSELEN SES
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
